Engin Mavi

Engin Mavi
@EnginMavi
Sanki bir masal dünyasında, canlı çizgilerin ve parlak renklerin her şeyi dirilttiği, her şeye en geniş rahmaniyete kadar giden bir mâna verdikleri, her kımıldanışın geniş ve durgun bir suda uzanan ışıklar gibi bir sonsuzluğa doğru ürperdiği, çalkalandığı bir dünyada yaşıyordu.
Sayfa 112 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Büyük nehirden ayrıldıktan sonra, ilk rastgeldiği çukuru dolduran bir su gibiydi. Orada her türlü ârızanın, başta kendisi olmak arzusunun kurbanı olacaktı. İnsanoğlunun istırabı kadar tabiî ne vardı! Şuurla var olmayı, gerçekten var olmayı ödüyordu. Fakat insanoğlu bununla kalmıyor, bu büyük, değişmez zaruretin yanında kendi de yeni baştan talihler icat ediyordu. Yaşıyorum diye başka ölümler yaratıyordu.
Sayfa 69 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. Belki bütün ömrünce her an birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. "Biz mi gidiyoruz, onlar mı?.." sual buydu...
Sayfa 55 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Her düşünce biraz ilerleyince azaplı bir rüya hâlini alıyordu.
Sayfa 52 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
...yolunu tayin edebilecek, seveceği şeyleri sevebilecek yaştaydı.
Sayfa 41 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam