Engin Mavi

10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 11:44
SAVAŞ VE AÇLAR, Hasan İzzettin Dinamo, Kitap İncelemesi Dinamo, içindeki mıknatıs ve bobin hareketi sayesinde mekanik (hareket) enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren aygıttır. En bilinen haliyle bisikletin tekeri döndükçe mıknatıs ve bobin arasında manyetik alan değişir, bu değişim de elektrik akımını üretir. Böylece bisikletin elektrik aksamı faal hale gelmiş olur. Yani, tekeri döndürdüğünüz sürece bisikletin farları hep yanacaktır. Bu mekanik kanun, insanın da kanunudur; dolayısıyla güçlü bir metafor olarak halk dilinde de yıllarca kendine yer edinmiş, söylenegelmiştir; bir futbol takımında oyun sistemini ayakta tutan, takımını motive eden, takımına enerji/güç veren sporcuya Takımın Dinamosu denilir. Bir de Hasan İzzettin DİNAMO vardır. 1934 yılında Soyadı Kanunu ilk çıktığında dönemin insanlarını ve özellikle de aydın kesimini, tatlı bir telaş alır; kendi benliklerini ve soylarını temsil edecek bir soyadı arayışı başlar; elbette Hasan İzzettin’in de kendisine bir soyadı seçme zorunluluğu doğar. Hareket, enerji, üretim ve sürekli çalışma fikrini temsil ettiği için kendisine Dinamo soyadını seçer. Mücadeleci kişiliğine ve üretken ruhunun üzerine cuk diye oturmuştur, bu soyadı. Velhasıl, Dinamo, bir mekanik parçadan veyahut bir soyaddan çok daha fazlası olarak okunması gereken edebi ve ideolojik karakterli çok güçlü bir metafordur. Hasan İzzettin Dinamo, alınteriyle onurlu hayat mücadelesiyle ve herşey bitti denildiği anlarda bile hiçbir zaman vazgeçmediği umuduyla bu soyadı sapına kadar haketmiştir. Romandaki Musa adlı karakter, bizzat Hasan İzzettin Dinamo’nun kendisidir ve otobiyografik bir anlatı olan bu kitapta yaşananlar, bizzat yazarın yaşanmış hayatından alınmış gerçek olaylardır. Genellikle kitaplar, hep cephedeki mücadeleyi,
Edebiyat
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,195 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 01:49
YÜZYILLIK YALNIZLIK Gabriel Garcia Marquez Kitap İncelemesi 100.incelememin şerefine! Yüzyıllık Yalnızlık Netflix dizisi de olan bu özel roman için, bu kez biraz farklı bir şey denemek istedim: Netflix tadında bir kitap incelemesi. Bu incelemede, romanın büyülü dünyasını daha somut kılmak ve kalabalık karakter kadrosunu takip etmeyi kolaylaştırmak adına romanın başarılı bir temsili olan Netflix dizi karakterlerinin açık kaynaklı görselleriyle harmanladım. Bir nevi edebiyat ile beyaz ekranın kesiştiği zengin bir anlatım dili kurmaya gayret ettim. Kısacası, bu incelemem ile klasik bir okuma deneyiminden biraz daha fazlasını verebilmeyi amaçladım. Herbir bölüm kendinden sonra gelen bölümün tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olduğundan numara sırasına göre ilerlemeniz daha etkin bir okuma sağlayacaktır. Netflix Dizisi de olan bu romanın Netflix Tadında Kitap İncelemesi gelsin o halde. Bu incelemede edebi ürün yerleştirme bulunmaktadır. YÜZYILLIK YALNIZLIK Tür: Büyülü Gerçekçilik, Aile, Dram, Felsefi Sezon: 1 Bölüm: 17 Okuma Zorluğu: (5/4) Tekrar Okunabilirlik: Çok Yüksek İnceleme Sözcük Sayısı: 16.137 İnceleme Sayfa Sayısı: 53 Bölüm Sayısı: 17 [1.BÖLÜM] Fasit Daire #300920446
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
9/10
·80 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 00:16
ALBAY’A MEKTUP YOK, Kitap İncelemesi Kolektif Kader nedir? Tek bir birey, tüm bir kıtanın insanlarının kolektif kaderini nasıl temsil edebilir? Kolektif Kader, bir grup insanın, toplumun, milletin ve aynı kıtanın insanlarının - sevinçleri, trajedileri, iyisiyle kötüsüyle birlikte yaşanan tüm deneyimleri ve kaçınılmaz neticeleri hep beraber göğüsleyen kalabalıkların - ortak kaderi, tek bir roman karakteri üzerinden nasıl anlatılır sorusunun cevabıdır: #k:11883. Onun en ümitsiz koşullarda bile hiçbir zaman kaybetmediği, hep diri tuttuğu ümidi ve hayata karşı dik duruşuyla Albaya Mektup Yok sa da Albay’a Alkış Var dedirtmiştir. Böylesi bir Albay’ın karşısında hazır ol! vaziyetinden çıkıp rahat! vaziyetine geçiyor ve incelememe başlıyorum: * * * Marquez romanlarında sürekli karşımıza çıkan o rütbe: Albay. Yüzyıllık Yalnızlık’ta da ana karakterlerden birisi yine bir Albaydı: Albay Aureliano Buendia. Neden Yüzbaşı’ya Binbaşı’ya ya da General’e Mektup Yok dememiş de Albaya Mektup Yok demiştir, Marquez. Gabriel Garcia Marquez’in Albaylarla bir derdi mi var? Yoksa bekleyip de ulaşılamayan, yarım kalan, tam oldurulamamış bir şeyler var da bundan bizim mi haberimiz yok . . . Marquez’in Albay Takıntısı, büyükbabası Albay Nicolás Ricardo Márquez Mejía’dan gelmektedir. Kendisi Kolombiya’da önemli bir figürdü. Bağımsızlık savaşlarında yer almış, güçlü bir karaktere sahip ve ayrıca hikâye anlatıcılığına da yatkın bir adamdır. Kaderin cilvesidir ki romana ilham veren büyükbabası, emekli aylığını bir türlü alamaması sebebiyle Geleceğin Nobel Ödüllü Torunu Küçük Gabriel Garcia Marquez’e bir horoz şekeri alabilecek kadar bile harçlık verememiştir; el öpülse de cepte para yoktur. Ancak zamanında anlattığı hikâyeleri, ona paradan çok daha değerli olan Nobel Ödüllü bir torun
Edebiyat
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,2bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 15:12
İNSAN OLMAK , Kitap İncelemesi Bir dönem çokça denk gelmiştim 1000Kitap’ın akışında bu kitaba. Hemen hemen okuyan herkesin üzerinde hoş bir his bıraktığını farkettim. Bütün bir yaşam mücadelesi, tek bir ifadede toplanmıştı sanki: İnsan Olmak Kendi türümüzün atalarımızdan genetik aktarımla bize kötü bir miras olarak bırakılanların tamamlanabilememişliklerimizin ruhumuzun üzerine sinmesine neden olan o pis kokudur - hala tamlan(a)mamış bir insan olabil(e)memek -. Gaddarlık yapana "Az biraz insan ol be kardeşim!" denir; karşı taraftan nankörlük görmesine rağmen yine de karşılıksız yardım eden kişi "İnsanlık gör! İnsanlık!" der. Yoldan çıkmış/sapıtmış insanlara "İnsanlıktan çıkmışsın artık, kendine gel!" derler; sanki insanın salt özü herşeyi kendisine yontan bir kör bencil, merhametsiz değilmiş de pirüpak bir yeryüzü meleğiymiş gibi muamele yapılır, olur da bu yeryüzü meleği arasıra yoldan çıkarsa o kısımları usulüne uygun bir şekilde düzeltir sonra kaldığı yerden devam eder diye düşünülür. Evrimiyle atalarından tamamlan(a)madan kusurlarının enkazıyla devralınan insan türüne hep güzellemeler yapılır, herşeyin en güzeline layık görülür. Eee bu kusurlu ve aciz tür, hala düzelemediği için de İnsan Olmanın kitabını yazmak gereği, Engin Geçtan Hocamıza düşmüştür. Az biraz insan olup da okuyalım o halde . . . İnsan Psikolojisi'nin MR'ını çekmiş, Engin Hoca. Birçok psikoloji kitabındaki bazı bilimsel terimlerin fazlalığı bir okuru okuma esnasında zaman zaman boğabiliyorken Engin Geçtan , bilimsel verilerin ışığında insan psikolojisini sade bir vatandaşa nasıl anlatabilirim'in derdiyle bu kitabı yazmış, Psikolojik/Psikiyatrik bir kitabın, sanki bir edebi esermiş gibi okunmasına olanak sağlamıştır ; bu bahsettiğim kısmı, çok önemsiyorum.
Psikoloji
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
9/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 11:45
ŞİMŞEK, Peyami Safa Kitap İncelemesi Zihnin en sivri yerini işgal eden bir sırnaşık ŞÜPHE… Nefes almak ile alamamak arasındaki ince araf çizgisinin tam üzerinde insanı durduğu yere mıhlayan bir deli TEREDDÜT… Etrafında karartısı gezinen, soluğunun sıcaklığı ensede hissedilen ve başa geldiğinde ancak görünür kılınacak olan musibet olmuş bir gölgenin KORKU‘su… Daima kor bir ateşin üstünde altı cızırdayan ve artık vakti geldiği sezilen kızılca kıyametin müsebbi olacak bir VEHİM… Hissedilen fakat tam bir hüküm verilemeyen, hep bir şeyler olacağı sezilse de ne olacağı bir türlü kestirilemeyen bir TEDİRGİN HİS… Başa gelecek olmasına pek az zaman kaldığından emin olunan, bir zaman ansızın vuku bulduğunda ancak varlığıyla o zaman tanışılacak olan, ‘geliyor gelmekte olan’ denilenin paldır küldür başa geleceği O BEKLENEN FACİA… Varlığı henüz kendisini göstermeden kendinden önce ulak misali rüzgârını saldı caddenin, sokağın her bir yerine; şimdi de bizim evin penceresinden içeriye sızıyor, sanki kendi evindeymiş gibi arsızca bizim evin koridorundan boylu boyunca uzanıyor, evin her köşesine nüfuz ediyor, açık kalan pencerelerin kapıların yüzüne tokat atar gibi vuruyor, kapatıyor. Penceremin perdesini havalandırıp bırakan o rüzgardan değil bu besbelli, havası başka, kokusu başka…Bir felaket gelecek…Saç tellerini kabus görmüşcesine uykusundan uyandıran bir elektriklenme, belli belirsiz bir is kokusu. EVDE TAM SESSİZLİK . . . En sonunda çaktı işte . . . Kimbilir nereye düştü ateşi? . . . Bir bu eksikti . . . Birazdan gökgürültüsü de zangırdatacak her yeri besbelli . . . 6’dan geriye doğru say! . . . 6.5.4.3…
Edebiyat
ŞimşekPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20222,286 okunma