Erdal ÖZAYDIN

Erdal ÖZAYDIN
@Engineer47
》Bahr isen de katre-i nâçiz göster kendini (Şeyhulislam Yahya) 》Okumak; bakış açımızı zenginleştirir, Beyni de düşünce kütüphanesi yapar. (E.ÖZAYDIN)
Karınca
Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum kor dantellerden bu yolu, ormanın altına yeter ki oku onu. Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua, ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya; katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya. Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya. Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin, büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü; kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın. Kim anlayacak bu kor işaretleri? Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan. Ovada ve dağda saklı bir mavi için düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı, çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgâra. Kışa girdik kıştan çıktık ama değişmiyor insan karınca duası diyorlar ördüğüm yola.
Örümcek
Terliymiş mavi gök, bıkkınmış akşamüstü balkon yorgunmuş, yel söylenecekmiş. Hariçmiş badem dünyadan, sardunya daha şımaracakmış. Kerem edecekmiş taş, mayalanacakmış çöl, düze çıkacakmış çukur. Hah hah ha... Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor gamzemde lirik hatıra. Karnımın üstündeki çiyden duyuyorum dünyayı Her ayağım bir başka yöne işaret ediyor. Durmadan değişiyormuş dünya Örümcek bağlıyormuş hatıra... Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni cesaretin beyaz atına, bir çekiyor içeri ağulu korkuya. (Ben üretmişim kuşkuyu, benim ipliğimmiş korku! hah.) Örümcek bağlıyormuş hatıra hah hah ha. İpim indirsene beni dünyaya ha.
Tırtıl
Aşktın sen, çimene düşmüş ışık, ağrıda gizli sözümdün. Bu yüzden parçalanarak yaşlanıyorum ben bu yüzsüz çağda, sen içimde duruyorsun büsbütün. Ah Felice, söksene beni çölden Gün uzun rüzgâr dip fena öğlen. Uykusuz gözlerimde ağrıdı çöl bunca zaman Taş çatladı, devrildi günün yeli de Çıkmadım senin yokluğundan. Çıkacak bir düzlüğü yok ki hayatın Bulmadım anne serinliğinde bir iklim Varsa yolumda biri, gelsin yırtsın gömleğim. Bir mucizeye uyandırmadı beni çağ Ve hatıra değil artık hatıra. Ah Felice, ben senin yokluğuna mıhlandım, haricimde dönüyor dönüyorsa dünya.
Salyangoz
İçimdeki taş yerinden kımıldadı. Göğün altında, yerin telef edilmiş yüzünde bir papatyanın "olmaz" yaprağına düştüm. Ben sustuysam söz de sussun. Olmadı, taşındım ertesi gün "olur" yaprağına. Orda büyüttüm hatırayı, ordan düştüm. Hatıra da unutsun kendini koyuluğunda. Beni gel beni bul beni al, istediğin yerde uyut bendeki hatırayı istedim. Vardığım yer bir uçurumdan kekeme, gümüşten ipliğim azaldı- susmaya unutmaya uykuya yelteniyorum.
Denizkabuklusu
O beni sahilden, kendimi gömdüğüm, sertleşmiş ıslak kumdan aldı, elledi. Ben, bana düşen acıyı da neşeyi de yaşamıştım, diye [düşündüydüm. İçimdeki zayıf hayvan çok olmuştu öleli. O beni sahilden... Yani yoktu sedefimden başka şeyim. Derin denizlerle, soğuk denizlerle tuzla, dalgayla boğuştuydum ben, ve hayvanım çıkmıştı benden. Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş soğuk taş değil miydim artık ben? O bana bir rüya verdi, inanamadım. (Bademin neşesi, dedi, al bak, dedi, kısacık, dedi.) O benim sedefime elledi.