Erdal ÖZAYDIN

Erdal ÖZAYDIN
@Engineer47
》Bahr isen de katre-i nâçiz göster kendini (Şeyhulislam Yahya) 》Okumak; bakış açımızı zenginleştirir, Beyni de düşünce kütüphanesi yapar. (E.ÖZAYDIN)
Gün Eksilmesin Penceremden | Cahit Sıtkı Tarancı
Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. Ve gönül Tanrısına der ki: - Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden!
Şiir
Reklam
Heft Reng platforma Davet
Sitemiz heft-reng.blogspot.com Sitemiz kayıt olabileceğiniz içeriklerinizi kolayca paylaşabileceğiz kendinize ait bir blog alanı olan mobil uygulama olarak yükleyebileceğiz bir platform olarak oluşturduk. Bize destek olmak için bir kaç dk ayırıp Google hesabınızla giriş yaparak kayıt olabilir. Uygulama da bulunan uygulamayı yükle butonu ile kolayca uygulamayı yükleyebilirsiniz. Katılarak ve paylaşarak destek olabilirseniz. Mutluluk duyarım.
Tefekkürün Yeri Olmaz ;)
Türkiye'nin ünlü şeflerinden Murat Aslan çıkardığı kitaplar ve şiirleriyle de tanınır. Bu şiiri ise beni sürekli düşünmeye sevk eder. Beni sık sık düşündüren bir menkıbeyi de paylaşmak isterim.. Bir gün Ahmed er-Rufâî Hazretleri dergâhta sohbet verecektir. Tam o sırada hanımının rahatsız olduğu haberi gelir. Oğlu da artık ilim tahsilini tamamladığını düşünmektedir ve şöyle der: “Babacığım, bugün sohbeti ben yapayım. Sen annemin yanında ol.” Rufâî Hazretleri izin verir. Oğlu kürsüye çıkar. Ayetlerden, hadislerden, büyük âriflerin sözlerinden bahseder. Tasavvufun derin meselelerini anlatır. Fakat cemaatin dikkati dağılır. Bazıları uyuklar. Genç adam çok üzülür. Ertesi gün babası sohbet için gelir. Cemaat toplanır. O ise şöyle söze başlar: “Dün aranızda bulunamadım. Hanımım hastaydı. Ona yemek yapmak zorunda kaldım. Önce mutfağa gittim… Patlıcanları yıkadım.” Cemaat dikkat kesilir. “Sonra onları güzelce soydum.” Cemaatin ilgisi artar. Sonra doğradım… tencereye koydum… yağa attım… Bu sırada cemaatin içinde bir vecd hâli oluşur. Bazıları gözyaşı döker. Oğlu hayret içinde kalır ve sorar: Babacığım, ben dün Allah’ın büyük hakikatlerini anlattım, kimse etkilenmedi. Sen patlıcan anlattın, herkes mest oldu. Bunun sırrı nedir? Rufâî Hazretleri şu cevabı verir: Evladım… Sen bildiğini anlattın. Ben ise yaşadığımı anlattım. "Önce patlıcanları yıkadım." İnsan da önce kendini yıkamalıdır. Kalbini günahların kirinden arındırmalıdır. Sonra devam eder: "Patlıcanların kabuklarını soydum." Ardından şöyle açıklar: İnsan da nefsinin kabuğunu soymalıdır. Kibirden, gösterişten, benlikten sıyrılmalıdır. Sonra der ki: "Sonra onları doğradım." **Kalpteki kötü huylar parçalanmadan insan olgunlaşamaz.** Hırs, haset, öfke… bunlar kesilip ayrılmalıdır. Devam eder: "Sonra onları tencereye koydum ve ateşte pişirdim." İnsan da hayatın ateşinde pişer. Sıkıntılar, sabır ve imtihan insanı olgunlaştırır. En sonunda şöyle bağlar: "Pişince yemek yenir ve fayda verir. İnsan da bu yollardan geçince başkalarına faydalı bir kul hâline gelir."
Hayata Dair
Hoşreftar
Manzarası sen olan penceremin önünde, Köşesine adını kazıdığım tahta sedirde Temeline hayalini ektiğim evimde Gidişini izliyorum, ıslak mendilin elimde Gün kararıyor, yağmur yağıyor Tahta şemsiyenden üzerine sular sızıyor Söylesene beyaz elbisen çok mu ıslanıyor? Bütün kalabalığı bir sen telaşı sarıyor Sağdan soldan ismini duyuyorum Her yer sen olmuş, kokunu alıyorum Bir kadının göğsüne ilişmiş resmini kıskanıyorum Öylesine güzelsin ki gidişine aşık oluyorum Belli ki yoruldun, koluna dostların giriyor Gidişinin sesi kulaklarımın pasını siliyor Tanımadığın bir adam senin iyiliğini anıyor Bulutlar tez gel diye ardından su döküyor Yağmur yağıyor, acele etmeye teşvik ediliyorum Annenden yersiz bir telaş seziyorum Oradan buradan "çabuk" deniyor, anlamıyorum Bense telaşsız, bu güzel gidişini izliyorum Eyy gidişi güzel! Ey hoşreftar! Ne bu acele yolun sonunda vuslat mı var? Beyaz elbiseni saklayan topraktan duvar İki kaburgamın arasından daha mı dar?
Şiir
[LEYLA İLE MECNUN (DİBACE) ÖNSÖZ]
Ey neş'et-i hüsni aşka te'sir kılan Aşkıyla binâ-yı kevni ta'mir kılan Leyli ser-i zülfini girih-gir kılan Mecnun-ı hazin boynuna zencir kılan. Dutsam taleb-i hakikate rah-ı mecaz Efsane behanesiyle arz etsem râz Leyli sebebiyle vasfun etsem âgâz Mecnûn dili ile etsem izhâr-ı niyaz. Lutf ile şeb-i ümmûdümi rûz eyle İkbâlümi tevfik ile firûz eyle Leyli kimi lafzumı dil-efrûz eyle Mecnun kimi nazmumı ciger-sûz eyle. Ey güzelliğin ortaya çıkışıyla aşkı etkileyen, Aşkınla varlık binasını onarıp ayakta tutan, Leylâ’nın saçının ucunu düğüm düğüm eden, Zavallı Mecnun’u boynuna zincir vuran! Hakikati arama isteğiyle mecaz yolunu tutsam, Sırrımı bir efsane bahanesiyle dile getirsem, Leylâ sebebiyle seni övmeye başlasam, Mecnun’un diliyle yalvarışımı ortaya koysam. Lütfunla ömrümün gecesini gündüz eyle, Talihimi başarıyla aydınlat, Sözümü Leylâ gibi gönül parlatan kıl, Şiirimi Mecnun gibi yürek yakan eyle.
Alıntı