Insanlar kendilerine eş seçerken bile genellikle bazı şeyleri hep atlarlar. Güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitimi nedir gibi önemli ama çok yetersiz bilgilerle hareket ederler. En önemli şey kişinin tarihidir çünkü tarih hep tekerrür eder. Dayak yiyerek büyüyen biri döver veya yeniden dayak yiyebilmek için farkında olmadan çok uğraşır, kavgalı ortamda büyüyen kavga eder çünkü bunu öğrenmiştir. Mutluluğu görmemişse, tatmamışsa kendi bunu yaratamaz. Hırs, intikam, suçluluk duygusu, aşağılanma varsa tarihinde kendisi de bunları yapacak veya kendine bunların tekrar tekrar yapılması için çanak tutacaktır. Suçlanmışsa suçlayacak. Aldatılmışsa aldatacak, hakkı yenmişse o da hak yiyecektir. Örneğin hep aşağılanan, hep hakkı yenen, sevilmeyen, kabul görmeyen, önemsenmeyen biri kendisine böyle davranmayan, tam tersi ona önem veren, seven, yücelten, haklarına saygı gösteren birine asla güvenmez. Hatta kendini böyle birinin yanında huzurlu bile hissetmez. Çünkü bu ilişki daha önce yaşadıklarına hiç benzememektedir. Bu yüzden de işin içinde mutlaka bir yalan, hile, ALDAtma veya sahtekârlık arar.
Ama neden?
Çünkü kendisinin bunlara layık olmadığından emindir. Eğer karşı taraf ona bu kadar iyi davranıyorsa, bu geçici bir durumdur, altında bir çıkar yatmaktadır ve o kişi asıl yüzünü gelecekte mutlaka gösterecektir. Böyle olmasından bir yandan için için korkarken, bir yandan da bunu dört gözle bekler...