Derken,Cassian hareketlendi,onu görünce tarladaki başak sapları gibi kaskatı kesilen muhafızların arasından geçti ve Nesta'nın yanına gelip durdu.
Uzun uzun Nesta'nın yüzünü inceledi. Kraliçelere dik dik bakmaya devam eden ablamın gözlerinde yaşlar birikmişti:onu içten içe kasıp kavuran ateşten gelen,öfke ve çaresizlik yaşları. Sonunda Cassian'ı fark edince başını kaldırıp yüzüne baktı.
Cassian soğuk bir sesle,'' Beşyüz yıl önce,'' dedi,"bu evden çok uzak olmayan savaş meydanlarında çarpıştım.Perilerle olduğu kadar insanlarla da omuz omuzdaydım.Onlarla birlikte kanımı döktüm.Bu evi ve halkı korumak için,Nesta Archeron,yine o savaş meydanında olacağım.Öleceksem,hiç olmazsa yardıma en çok ihtiyaç duyanları savunurken ölürüm."
Nesta'nın yanağına bir damla yaş süzüldüğünü gördüm. Ve Cassian'nın uzanıp o yaşı sildiğini
Işıl ışık herkesin severek takip ettiği bir kanalda anlatıklarını kitap haline getirip yayınlamış bir yazar. Açıkçası kitaba büyük bir heves ile başladım.kanalından da bu tarz hikayelerle ünlü olduğunu da bilmiyordum.
Bana kalırsa izlemek sanırım daha zevkli çünkü Kitap üslûbu bana göre korkunç. Olayı anlatırken bir görmüş bir duymuş gibi aktarmış ve bu durum beni çileden çıkardı. Sanki cümleler devam etmiyor gibi. Çok üstün körü anlatımlar var.konuşarak ekran önünde sanırım daha başarılı. Milyonların izleyip bayıldığı şeyi kötülemek ne hadime. Hep "paranormal olaylar peşini bırakmadı,kötü olaylar başlayacaktı" gibi cümleler var. Asla hikayeleri hissedemedim. Bence kötüydü