Hz. Süleyman günün birinde karıncaya sorar,
"Sen yılda kaç buğday yersin?"
"Bir buğday yerim,"diye cevaplar küçük
karınca.
Hz. Süleyman sınamak ister karıncayı. Eline bir şişe
alır, içine de bir tanecik buğday atar. Şigişeyi hava alacak şekilde açık bırakarak içine karıncayı da koyar ve kapağını kapatır. Bir yıl boyunca izler karıncayı ve sonunda bakar ki buğdayın yarısı hala şişede duruyor.
Şişenin kapağını açıp sorar karıncaya
koca peygamber:"Hani yılda bir buğday yerim demiştin, ne
oldu?"
Karınca Şöyle cevaplar:"Ben onu derken yeryüzündeydim, hapis degildim; beni besleyen Allah bilirim ki beni rızıksız bırakmaz, her yıl yiyeceğimi verir. Ama ben sana güvenemem, Süleyman da olsan insansın, acizsin, sen de Allah'ın bir kulusun, belki beni unutursun diye diğer yarısını seneye saklamıştı. İnsan unutur, Allah unutmaz.
Bir kişiye iki iş verme. Bir kişinin işini de iki kişiye verme. Tanıdık ve hatır işi diye ehli olmayanı hak etmediği işe memur kılma ! Ruşvet yiyenin asla gözünün yaşına bakma!
Sırf senden değil diye işini ehliyle yapanları hakir görme; sırf senden diye işini hakkıyla görmeyenleri cezasız bırakma ! Bir topluma olan kinin, sakın ha seni adaletsizliğe itmesin. Adil ol. bu Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakın..
Eğer kafanızı çok kaldırırsanız kibirli ve kendini beğenmiş görünürsünüz. Hani derler ya "Burnu bir karış havada!" Yok eğer başınızı çok öne eğerseniz de mahzun ve muhtaç bir ifade ortaya çıkar. Oysa burada Fatih ikiside değil! Burada tavazuu da var vakar da ! Kudreti de belirgin, merhameti de. Böylesine bir görüntüyü ortaya çıkarmak için de resmedilenin Fatih, resmedenin de Bellini olması gerekiyor herhalde!