Sahabe, okçular tepesi'ni terk edenlerin kim olduğunu gizleyerek nezaketi öğretirken, biz bugün ifşa kültürünün esiri olduk. Sahabe hatayı örterek tezkiye ederdi, biz ise yayarak mahvediyoruz. Kimin elinde günahsızlık beratı var ki, başkalarını yargılamayı kendi doğrularımızı kanıtlama hırsına dönüştürüyoruz ?
Rızkın sadece ekmek, su, ev, araba olmadığını kavradığı an insanın dünya algısı da duaları da değişiyor. Güzel ahlak rızıktır, hayırlı dost eş ve çevre de rızıktır. Hele Allah’ın bizi ibadet etmeye muvaffak kılması en büyük rızıktır. Allah maddi manevi rızkımıza bereket versin.
Şaka gibi geliyor ama inanın, bunların hepsi gerçek.
Düşünün:
Hava buz gibi.
Camiye gittiniz.
Şadırvanda abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor.
Tam o anda, elinde ibrik olan bir genç yanınızda beliriyor.
“Buyurun beyefendi,” diyor.
“Abdestinizi sıcak suyla alın.”
Şaşırıyorsunuz.
Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz:
“Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi” yazıyor.
Ya da tam tersi…
Ağustos sıcağı…
Diliniz damağınıza yapışmış.
“Şöyle buz gibi bir su olsaydı,” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize.
Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor.
Teşekkür etmek ve eline üç beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz.
Ama o, parayı kabul etmiyor.
Daha da şaşırıyor ve soruyorsunuz:
“Sen de kimsin?”
“Ben,” diyor,
‘Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim.’