“ Bazen öyle giderler ki, sanki bir gün gelecekmiş gibi. Ama gelmezler. Zaten en acıtan şey de gitmeleri değil sanki bir gün geri gelecekmiş gibi gitmeleri olur.”
Hayata olan ilginizi kaybettiğinizde, hayal kurmayı, yeni gerçeklerin peşinden koşmayı ve fethedecek yeni dünyalar aramayı bıraktığınızda yaşlanırsınız.
Zihniniz yeni fikirlere, yeni ilgi alanlarına açık olduğunda ve perdeyi kaldırıp hayatın ve evrenin yeni gerçeklerinin gün ışığına ve ilhamına izin verdiğinizde genç ve canlı olacaksınız.
“Uzaklara bakmak, tıpkı geleceğe bakmak gibi. Aslında koskocaman duruyor her şey gözlerimizin önünde; fakat o kadar buğulu, o kadar karanlık ki göremiyoruz bile. Hasretini çekiyoruz bir karış ötemizde duran şeylerin. Sihirli bir değnek gelip hayatımıza dokunacak ve bir anda içimiz gerçek bir bütünlük hissiyle dolacak sanıyoruz. Ve o da ne! Var gücümüzle koştuğumuz geleceğin olduğumuz andan tek bir farkı yok.Adını “gelecek“ koyduğumuz belirsiz bir hayalin peşinde koşarken, duvarlarımızı ve yoksunluğumuzu yanımızda götürmüşüz. İçimizde bir adım öteye gidememiş olmanın burukluğuyla ruhumuzun tek avuntusunun hayal kurmak olduğunu anlatız. “
“ Ne kusursuz insan ara; ne de insanda kusur. Seveceksen öyle sev… birincisini zaten bilemezsin. İkincisinde ise bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder… Birincisini bulamadığın için ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun. Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar. “
Hz. Mevlana