Eğer düşüncede öldürdüklerimiz hakikaten yok olsalardı, yeryüzünde kimse kalmazdı. İçimizde çekingen bir cellat, hayata geçmemiş bir katil taşırız.
İnsan öldürme eğilimlerini kendilerine itiraf etme cüreti olmayanlar da cinayetlerini rüyalarında işlerler, kabuslarını cesetlerle doldururlar.
Seslerin yerini sessizliğin; yaşamanın, gülmenin, mutluluğun yerini sensizliğin aldığı dünya.
Kurumuş dallara dönmek, bir daha hiç yeşermeyecek dallara.
El sallayamamak uzaklara bir daha...
Kısaca ölüm sanırım.