E. K.

E. K.
@Erbas_Karatas
Kamu Personeli (KGM)
Lisans
46 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Machiavellist
İnsanlar çoğu zaman senin ne yaşadığını değil, nasıl göründüğünü önemser. Zayıf olduğunu gösterdiğin anda sana olan bakışları değişmeye başlar. Çünkü bu dünya, düşene acımaktan çok onu ezmeyi öğrenmiştir. Niccolò Machiavelli’ye göre, insan doğası büyük ölçüde güç algısı üzerine kurulur. Bu yüzden insanlar çoğu zaman gerçeğe değil, gördükleri güce inanır. Zayıf görünenin sözü hafifler, varlığı bile sorgulanır hale gelir. Bu yüzden bazı insanlar en ağır yokluklarını bile sessiz taşır. Kimseye muhtaç görünmez, kimsenin önünde eğilmezler. Çünkü insan bazen parasını değil, sadece duruşunu koruyarak ayakta kalır. Ve hayatın acı tarafı şudur: Çoğu insan karaktere değil, güce inanır.
Reklam
Cehennem: Başkalarının Gözleri
İnsanlar birbirlerini sürekli gözlemler ve yargılarlar. Zamanla bu durum, insanın kendi davranışlarını bile başkalarının bakışlarına göre şekillendirmesine neden olur. Kişi artık olduğu gibi davranmak yerine, kabul görmek ve eleştirilmemek için yaşamaya başlar. Böylece insan, farkında olmadan kendi benliğinden uzaklaşır ve başkalarının düşüncelerinin içinde sıkışıp kalır. Başkalarının onayını kazanma isteği büyüdükçe, insan kendi sesini duymakta zorlanır. Düşünceler, duygular ve hatta seçimler bile dış dünyanın beklentilerine göre şekillenmeye başlar. Böylece kişi, kendi özünü özgürce ortaya koymak yerine, çevresinin istediği bir kimliğe dönüşmeye başlar. En ağır yüklerden biri de, sürekli olarak başkalarının gözünde nasıl göründüğünü düşünerek yaşamaktır. Bu baskıdan kurtulmanın yolu ise insanın kendi benliğine yönelmesinden geçer. Başkalarının yargılarıyla değil, kendi değerleriyle yaşayabilmek gerçek özgürlüğün temelidir. İnsan ancak dışarıdaki seslerden uzaklaşıp kendi iç dünyasına sadık kaldığında, bu görünmez cehennemin etkisini aşabilir. Jean-Paul Sartre
Erkek-Kadın Eşitliği Kompleksi: Rekabet değil Tamamlayıcılık
Kadın ve erkek fıtrat olarak birbirinin rakibi değil, evrimsel ve biyolojik olarak birbirinin tamamlayıcısıdır. Her iki cinsiyetin de genetik, hormonal ve psikolojik olarak maksimum verimlilik gösterdiği alanlar farklıdır. Erkek; binlerce yıllık evrimsel süreç boyunca fiziksel yapısı, risk alma eğilimi ve rekabetçi hormonları gereği dış dünyayı (savaş, siyaset, makro ekonomi gibi alanları) domine etmiştir. Kadın ise insan türünün devamı için en kritik aşama olan erken çocukluk döneminde, yani bir insanın zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişiminde baş aktördür. Kadınların empati yeteneği, kriz yönetimi ve şefkat odaklı psikolojisi olmasaydı, bırakın sağlıklı nesiller yetiştirmeyi, insan türünün hayatta kalması bile mümkün olmazdı. Erkekler mikro düzeydeki bu muazzam yetiştirme ve inşa sürecinde kadınlar kadar işlevsel ve verimli değildir. Elbette istisnalar vardır; ancak makro sosyoloji istisnalarla değil, genel örüntülerle ilgilenir ve bu istisnalar genel kaideyi bozmaz. Netice itibarıyla; bu iki cinsiyet alt-üst ilişkisi içinde değil, bir zincirin halkaları gibi yatay bir tamamlayıcılık ilişkisi içindedir. Biri olmadan diğerinin ayakta kalması biyolojik ve toplumsal olarak imkânsızdır.
Koç: Vitrin parlak, içerisi hâlâ ilkel
Asıl sorun bazen söylenen bir fıkra değildir; o fıkranın hangi zihniyetin ürünü olduğudur. Yıllarca modernlikten, medeniyetten, eşitlikten söz eden insanların, konu etnik kimliklere veya kadınlara geldiğinde eski önyargıları bir şaka cümlesinin içine sıkıştırabilmesi düşündürücüdür. Gerçek medeniyet; servetle, makamla ya da seçkin çevrelerde bulunmakla ölçülmez. Gerçek medeniyet, kendinden farklı olanı aşağılamadan konuşabilmekte, insan onuruna saygı gösterebilmektedir. Bir toplumun kadınlarını ve bir halkın kimliğini mizah malzemesi yapmak zekâ değil, köhne önyargıların günümüze taşınmış hâlidir. Medeni görünmek kolaydır. Asıl mesele, zihniyetin de medeni olmasıdır.

Berken

@_Berken
·
Rahmi Koç: "Doktor, Kürt kadınının derdini dinlemiş. Hanımefendi, perdenin arkasına gidin, soyunun, deyince kadın, Doktor bey, demiş, ilk sen soyun." Güya komik olduğunu zannediyor, yanındaki Binali Yıldırım ve bir kadın da kıkır kıkır gülüyor. Bari kadınlığından utan! Milyarlık servetler, devasa holdingler, koca koca unvanlar... Hepsi bir araya geliyor ve ortaya çıkan vizyon kahvehane köşesindeki en leş, en düzeysiz muhabbeti geçemiyor. Gerçekten tam bir sefalet. ​Karşılıklı geçip, içinde hem katıksız bir ırkçılık barındıran hem de kadını aşağılıkça nesneleştiren bir salaklığa sırıta sırıta gülüyorlar. Bir kadının varlığını, bir halkın kimliğini kendi aralarındaki o sığ ve çiğ eğlenceye meze yapacak kadar alçalmışlar. İşin acı tarafı, bunu yaparken ne kadar iğrenç durduklarının farkında bile olmayacak kadar fildişi kulelerine hapsolmuşlar. ​Sizin o parlatılmış elit kimliklerinizin altından resmen lağım akıyor. Ne o kibirli takım elbiseleriniz ne de oturduğunuz o yüksek koltuklar zihninizdeki bu çürümüşlüğü, bu ırkçı ve eril zihniyeti gizlemeye yetmiyor. ​Bu saygısızlığı, bu kibri sadece kınamak yetmez. Opet'ten Yapı Kredi'ye, Arçelik'ten Koçtaş'a kadar bu holdinge ait ne varsa boykot ediyoruz. Parasıyla her şeyi satın alabileceğini, herkesi aşağılayabileceğini sanan bu feodal, ırkçı kafaya tepkimizi tüketimden gelen gücümüzle veriyoruz. ​Bu çirkinliğe ortak olmayın, tepkinizi koyun ve boykotu büyütün!
1000Kitap
Kısa vadeli huzur, uzun vadeli köleliktir.
Reklam