Erbaş Karataş

Erbaş Karataş
@Erbas_Karatas
Kamu Personeli (KGM)
Lisans
45 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
“İstekleriniz doğrultusunda yaşamak sizi asla mutlu etmez. Gerçek anlamda insan olmak demek, fikirler ve idealler için yaşamak demektir. Hayatınızı istediklerinizin ne kadarını elde ettiğinizle değil, yaşadığınız samimiyet, şefkat ve özveri anlarıyla ölçmek demektir. Çünkü sonunda kendi hayatlarımızı önemli kılmanın tek yolu diğer insanların yaşamlarına değer vermektir.”
Reklam
Koç: Vitrin parlak, içerisi hâlâ ilkel
Asıl sorun bazen söylenen bir fıkra değildir; o fıkranın hangi zihniyetin ürünü olduğudur. Yıllarca modernlikten, medeniyetten, eşitlikten söz eden insanların, konu etnik kimliklere veya kadınlara geldiğinde eski önyargıları bir şaka cümlesinin içine sıkıştırabilmesi düşündürücüdür. Gerçek medeniyet; servetle, makamla ya da seçkin çevrelerde bulunmakla ölçülmez. Gerçek medeniyet, kendinden farklı olanı aşağılamadan konuşabilmekte, insan onuruna saygı gösterebilmektedir. Bir toplumun kadınlarını ve bir halkın kimliğini mizah malzemesi yapmak zekâ değil, köhne önyargıların günümüze taşınmış hâlidir. Medeni görünmek kolaydır. Asıl mesele, zihniyetin de medeni olmasıdır.

Berken

@_Berken
·
Rahmi Koç: "Doktor, Kürt kadınının derdini dinlemiş. Hanımefendi, perdenin arkasına gidin, soyunun, deyince kadın, Doktor bey, demiş, ilk sen soyun." Güya komik olduğunu zannediyor, yanındaki Binali Yıldırım ve bir kadın da kıkır kıkır gülüyor. Bari kadınlığından utan! Milyarlık servetler, devasa holdingler, koca koca unvanlar... Hepsi bir araya geliyor ve ortaya çıkan vizyon kahvehane köşesindeki en leş, en düzeysiz muhabbeti geçemiyor. Gerçekten tam bir sefalet. ​Karşılıklı geçip, içinde hem katıksız bir ırkçılık barındıran hem de kadını aşağılıkça nesneleştiren bir salaklığa sırıta sırıta gülüyorlar. Bir kadının varlığını, bir halkın kimliğini kendi aralarındaki o sığ ve çiğ eğlenceye meze yapacak kadar alçalmışlar. İşin acı tarafı, bunu yaparken ne kadar iğrenç durduklarının farkında bile olmayacak kadar fildişi kulelerine hapsolmuşlar. ​Sizin o parlatılmış elit kimliklerinizin altından resmen lağım akıyor. Ne o kibirli takım elbiseleriniz ne de oturduğunuz o yüksek koltuklar zihninizdeki bu çürümüşlüğü, bu ırkçı ve eril zihniyeti gizlemeye yetmiyor. ​Bu saygısızlığı, bu kibri sadece kınamak yetmez. Opet'ten Yapı Kredi'ye, Arçelik'ten Koçtaş'a kadar bu holdinge ait ne varsa boykot ediyoruz. Parasıyla her şeyi satın alabileceğini, herkesi aşağılayabileceğini sanan bu feodal, ırkçı kafaya tepkimizi tüketimden gelen gücümüzle veriyoruz. ​Bu çirkinliğe ortak olmayın, tepkinizi koyun ve boykotu büyütün!
1000Kitap
Kısa vadeli huzur, uzun vadeli köleliktir.
Camus
Camus’ye göre insanın kendi trajedisine, acısına ve absürt varoluşuna duyduğu aşırı ilgi, bir noktadan sonra bu ıstırabın bizzat kendisini bir sığınak ve narsistik bir kimlik öğesi haline getirir. Başkaldırı, başlangıçta adaletsizliğe ve anlamsızlığa karşı onurlu bir direniş eylemi olsa da, bu direnişin merkezindeki yara sürekli bir içsel kazı çalışmasıyla canlı tutulduğunda, özne kendi yıkımına erotik bir bağlılık geliştirmeye başlar. Acı, bir çözüm ya da aşılması gereken bir engel olmaktan çıkıp, bireyin kendini özel ve derin hissetmesini sağlayan ontolojik bir lükse dönüşür. Bu “haz”, trajedinin kanıksanması ve kişinin kendi mağduriyetini bir varoluş gerekçesi olarak kurgulamasıyla şekillenir. Yara kaşındıkça duyulan o karanlık tatmin, aslında nihilizmin en sinsi tuzağıdır; zira bu aşamada insan, iyileşmenin getireceği o “sıradan” sağlıklılıktansa, acısının görkemli yalıtılmışlığında kalmayı tercih ederek kendi trajik döngüsünü bizzat besler.
“Senin iyi kitaplar okuman lazım, üzerine çok fazla gereksiz şey sinmiş.”
Reklam