"Her insanın içindeki giz, onun içselliğinde, varoluşunda, doğasında saklıdır; onu yakalayamadığımızda, kendi varlığımızın sadece suretini yaşarız ve bazen bu suret gerçeğine hiç benzemez! İçimizdeki gizi keşfetmek için hiçbir zaman geç kalmış değiliz.Geç kalmışlık diye bir şey yoktur. Tersine, hazır olma zamanı vardır. İşte zamanı geldiğinde, bedeli ne olursa olsun "Toplumsal Ben" denen, sırtımıza giydirilmiş olan şu eğreti giysilerden sıyrılalım ve kendi içsel benliğimizin saflığına, doğallığına, çıplak gerçeğimize geri dönelim. Aksi takdirde, ne kadar uzun yaşarsak yaşayalım, içselleşemediğimiz sürece, yaşadığımız yaşam körlüktür ve o körlüğün içinde yaşanılan hiçbir şey gerçek değildir, sahtedir."
Doğumumuzdan ölümümüze, bilinçüstünü tek gerçek zannederek, kendimizi hiç tanımadan, kendi öz varlığımıza hiç değmeden, ona teğet geçerek ömrümüzü tamamlıyoruz. Oysa doğa, bizi gerçek güçlerle var ediyor. Doğal yazılımımızda var olan potansiyeli hiç kullanmadan, toplumun yüklediği koşullanmalar içinde yaşadığımız olayları gerçek gibi algılayıp kendi içimizdeki değerleri yok ederek ya da bastırarak yaşamak için ömür boyu çırpınıyoruz. Biz insanların trajedisi bu!