Hayatımıza giren hiç kimse tesadüf değildir. Bizi mutlu edenler de, kıran ve yoranlar da aslında kendi içsel frekansımızın, yani Jung’un deyimiyle rezonansımızın birer yansımasıdır. Karşımıza çıkan her insan, yüzleşmekten kaçtığımız bir yönümüzü gösteren bir aynadır.
Freud’un belirttiği gibi, günün sonunda karşılaştığımız kişilerin birer kalıntısıyız. Bugün verdiğimiz tepkilerde, kurduğumuz cümlelerde geçmişte hayatımıza dokunanların izleri gizlidir. Kimi gitmesiyle sabretmeyi öğretir, kimi kalmasıyla sevmeyi, kimi de kırgınıyla kendimizden ödün vermemeyi.
Kimse hayatımıza öylesine girmez; herkes kılık değiştirmiş birer öğretmendir. Önemli olan yaşadığımız acılar değil, o insanların ruhumuza bıraktığı derslerdir.