Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zat-ı şahane kendi tahtını düşünecektir. Artık bundan sonra milletin, kendi haklarını kendisinin araması ve müdafaa etmesi, bizlerin de ona bu yolu göstermemiz ve ordu ile yardım etmemiz lâzımdır"
Mütareke metninin Adana'da Mustafa Kemal'in eline geçtiği gün, Türkiye'nin başlıca harp mesulleri ve İttihat ve Terakki'nin mutlak hâkimleri olan Talât Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa, bir Alman ekibi tarafından idare edilen eski bir denizaltı ile, İstanbul'dan ayrılıyorlardı. Bunların hepsi yurtdışında ve yabancı kurşunlarla can verdiler.
İşte İngiltere-Fransa sanayii ve açık deniz pazarları ile Rusya'yı birleştirecek tek yol, bu kaleden, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından geçiyordu. Bu kapıların başlarında ise, gözü pek bekçiler vardı. Yarbay Mustafa Kemal, işte bu bekçilerden biriydi.
Hulása Türk-Alman-Avusturya ittifakı içinde karşılıklı soğukluk, baştan sonuna kadar sürdü. Bu ittifakın samimiyetine, galiba Enver Paşa'dan başka pek inanan yoktu. Yalnız küçük bir grup, ayaklarını kaptırdıkları bataktan kurtaramayarak hem kendilerinin, hem memleketin kaderiyle, bu ittifakın içinde, bir kumar oynar gibi oynadılar ve sonunda oyunu kaybettiler.
Mustafa Kemal'e ise artık, vatana ve cepheye dönme yolu görünmüştür...