Ve yine de sefil yasalar ve sefil insanlar, ben kötü biri değildim!
Ah! Birkaç saat içinde ölecek olmak ve bir yıl önce bugün özgür ve masum olduğumu, sonbahar gezintilerimden birini yaptığımı, ağaçların altında, yaprakların arasında dolaştığımı düşünmek!
Aman Tanrım! Gün batmadan öleceğim doğru mu?
İdam edilecek kişinin ben olduğum doğru mu? Dışarıdan gelen o boğuk çığlıklar, şimdiden rıhtımlarda neşeyle toplanan o insan kalabalığı, kışlalarında hazırlanan o jandarmalar, siyah cübbeli o rahip, elleri kanlı o adamlar, bütün bunlar benim için mi? Demek burada kımıldayan, soluk alan, tıpkı herhangi bir masa gibi bu masanın yanında oturan, belki de başka bir yerde olması gereken, dokunan, hisseden ve giysilerinde hâlâ kıvrımlar oluşan ben öleceğim.
Öte yandan, duyularımız bize şimdi ve burada olanı, yani felsefenin dili ile söylemek gerekirse, özel ve tikel olanı verir. Oysa bilginin, bilimsel veya felsefi bilginin amacı veya ideali, her zaman ve her yerde olanı, genel ve değişmez olanı, genel-geçer olanı bilmektir. Nitekim hayvanların bizimle aynı veya benzer duyuları paylaşmalarına karşılık onların bilim veya felsefe yaptıkları söylenemez.