BAKAN GÖZDÜR GÖREN iSE KALP
Göz kırpışlarımı hissettiğimde ,güneşin sıcaklığını iliklerime kadar hissediyordum.içime vakitsiz yağan yağmura kollarını açan çocuğun mutluluğu dolmuştu.uzun bekleyişten sonra yağmura kavuşan toprağın kokusunu bile alıyordum.Derin bir iç çekişten sonra aslında her yerin beton olduğunu hatırlıyordum.uyanıktım ama gözlerimi bir süre kapalı tuttum,öylece bekledim.Güneşin rahatsız edici şavkına rağmen. O sırada yakınlardaki bir antika dükkanından gelen müžiğin sesi kulağıma fısıldıyordu.Sözlerini unuttuğum ama müziğine eşlik ettiren ,eski bir şarkı.Kapalı gözlerimle tebessüm ettim bu sese .Güneş ve şarkı,aşk ve özgürlük işte bunlardı duyguları besleyen .uğrunda ne canlar verilmiş ,ne bedeller ödenmiş kavramlar.Güneşi sönmesin diye yaşam mücadelesi verenler,Aşkı için dağı çölü tanımayanlar,özgürlüğü için dağ taş dolaşanları vardı bu dünyanın. Şarkılarda onlara umut aşılayan yoldaşları.o bankta pozisyonumu hiç bozmadan denizden gelen sakin sesli dalgaların oluşturduğu muhteşem ahengi dinledim.Ve düşündüm ben basit insan ,ben yalnız insan, ben çaresiz insan, ben fukara insan ,ben geride kalan insan nasıl görüyordum bu kadar güzelliği hangi gözle görüyordum , iki kör gözümle mi yoksa nasır bağlanmış kalbimle mi.hiç bakamadığım bu güzellikleri nasıl hissediyordum.Görünmeyen yüce gözlerimin yerine ne koymuştu .