Erdal Turna

Zalimler Ölmedi, Şimdikilerin Ruhunda Yeniden Doğdular
Orada Durmalısın! Hep Tarihten Örnekler Verirsen Bugünkü Zalimleri Meşrulaştırırsın 🏐🏐🏐 Tarihteki diktatörler, zalimler, sapkınlar, ahlaksızlar… Tarihteki haksızlıklar, ihanetler, zulümler… Bunlar hakkında konuşarak insanlara erdem nutukları atanlardan nefret ediyorum. Aynı kötüler bugün de yaşıyor. Başucundaki lanetlileri görmüyorsun, ölülerin mezarından çıkan sesten ürküyorsun. Hitler hala hayatta. Mussolini her gün birilerinin canını yakmaya hala daha devam ediyor. Neron Roma’yı değil dünyayı yakıyor, farkında değilsin! Zalimlerin sadece adı değişti. Zulüm saltanatları devam ediyor. Ahlaksızlar zamanda yolculuk yapıyor. Bugünkü kara tabloya ışık tutmak için tarihteki kötü aktörlerin ne kadar da kötü olduğunu anlatmana gerek yok. Bu çok saçma. Bugün mağdur olanlara karşı da bir haksızlık. Örneklerini, yaşayan zalimlerden, yaşayan ahlaksızlardan, yaşanan adaletsizliklerden vermeyi tercih etmelisin. Tarihin konforuna yaslanarak bugünün acılarına çare bulamazsın. Geçmişin sorunlarına parmak basarak bugünkü mağdurlara ilaç olmazsın.
Siyaset&Toplum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hız Çağına İnat Yavaşlığa Övgü!
✨Yürüyüşü Günlük Hayat Farkındalığı İçin Kullanmak! 🚶‍♂️🚶‍♀️🚶‍♂️ Muhteşem bir yavaşlama özgürlüğüdür yürümek. Hız çağının baş döndüren gelişmelerine inat kontrolün elinizde olduğu, fren yapınca savrulmayacağınız, ihtiyacınız kadar hızlanacağınız muhteşem bir yavaşlama özgürlüğü. Bunu neredeyse bütün yürüyüşlerimde bilinçli olarak deneyimliyorum. Yorgunluktan kaynaklanan bir molayı kastetmiyorum. Kontrolün tamamen elimde olduğunu hissetmemi sağlayan bir yavaşlamayı kastediyorum. Bu yavaşlama anlarında, normal yürüyüş temposunu sürdürürken farketmem mümkün olmayan detaylara daha dikkatli bir şekilde eğiliyorum. Bu doğaya dair farkındalığımı arttırıyor. Böylece yaratılmış varlıkların varoluşlarına şükrediyorum. Onlarla birlikte yaşıyor olmak harika bir duygu. Bu fırsatı bana verdiği için Yaratıcıya sonsuz teşekkürler gönderiyorum. Bu düşünceleri bana “Yürümenin Felsefesi” isimli kitabının ilk sayfalarında yazdıklarıyla Frédéric Gros ilham etti. Yazar kitabında, yürümenin sunduğu üç türlü özgürlükten bahsediyor. Ben, yürüyüş pratiklerimden yola çıkarak bunlara iki tane daha ekliyorum. İşte yürümeyi günlük hayatımızın farkındalığına entegre etmenin 5 pratik, basit ve bana göre muhteşem yolu: 1. Erteleme Özgürlüğü Gros, önce erteleme özgürlüğünü ele alır ve alışkanlıklar zincirinden nasıl kurtulabileceğimizi anlatır. Sadece “yürüyüşün” bizi mecburiyet yanılsamalarından kurtarabildiğinden bahseder ve der ki; “Dağ sise gömüldüğünde ya da sağanak boşandığında yürümeye devam etmek zorundasınızdır.” Adeta zorunluluk ve özgürlük birbirlerinin yerine geçerler. 2. Birisi olmama Özgürlüğü İkinci özgürlük, yürürken biri olmama özgürlüğüdür Gros'a göre. Bu alan içerisinde kuralları çiğnemek de vardır, yabanın çağrısına uymak da, sistemle bağlarını koparmak da. 3.
Edebiyat Felsefe- Düşünce
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI: SONSUZU TÜKETMEK, HİÇLİĞİ YÜCELTMEK
Emil Michel Cioran Albert Camus Friedrich Nietzsche Lütfen şu çok önemli cümlenin altını çizin: Anlam, sonsuzun içinde değil, yaşamın her anında gizlidir. Hayatın içinde sonsuzu aramanın ve hayatı anlamlı kılmanın şifresi burada saklıdır. Kim bilir belki de anlam, hiçliğin ruhumuza ilham ettiği sonsuzluk düşüncesinde saklıdır? Kim bilir belki de anlama, absürdün zihnimize boyadığı kara deliklerden geçerek varabiliriz. Ve kim bilir belki de hayat, varlık ile yokluğun sinonimleştiği bir noktada anlam kazanmaktadır. . . . . . Yukarısı özetti, yazı buradan başlıyor👇🏼 Yola buradan başlamalısın: Albert Camus'nun sıra dışı düşünce dünyasında, varoluşun absürd tezahürleriyle yüzleşmeye var mısın? Camus, "Sisifos Söyleni"nde bize, hayatın anlamsız çabasını ve Sisifos'un sonsuz tekrarında bulunan direnci sunar. Sence, bu hem sonsuz bir tüketim hem de hiçliğe dair bir kazanım mıdır? Camus, "Hiçliğin kıyısında dans etmek," diye yazmıştı. Bu dans, sonsuz bir düşüş mü, yoksa bir yükseliş mi? * Bu paradoksu nasıl çözümleyeceksin? Ve ardından mutlaka sorman gereken soru: 'Sonsuz bir dünyada anlam nasıl bulunur?' Bu soru, Camus'nun düşüncelerinde merkezi bir yer tutar ve bizleri kendi yaşam anlayışımız üzerinde düşünmeye davet eder. Hadi gel bu davete uyalım ve paradoksları birlikte çözümleyelim. Cioran ile Camus Arasında: İki Varoluşçu Yaklaşımın Karşılaştırılması Emil M. Cioran ve Albert Camus. İkisi de varoluşsal sorgulamaları akıl almaz biçimde ilerletmiş, ancak farklı yollardan yürümüş iki düşünür. Cioran, nihilist bir kabullenişle karamsar bir tablo çizerken, Camus, absürdün içinde bir tür kahramanca direnişin destanını yazar. Cioran, varoluşun acılarına odaklanırken, Camus, bu acılara rağmen yaşamın kucaklanabileceğini öne sürer. İkisi de hayatın anlamını sorgularken, sundukları cevaplar zihnimizin
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Buzda Yürüyüş
Puan vermedi
Werner Herzog Ünlü Alman film yapımcısı Werner Herzog, Kasım 1974'ün son günlerinde, Paris'ten gelen bir telefonla sarsılır. Alman film tarihçisi ve yakın dostu Lotte Eisner’ın ağır hasta olduğunu ve ölümle pençeleştiğini öğrenir. Herzog, büyük bir karar verir ve arkadaşının ölümünü önlemek için "yürümek" gibi sıra dışı bir eylemin gerekli olduğuna inanır. Sırtına aldığı bir ceket, bir pusula ve en temel ihtiyaçlarının bulunduğu bir sırt çantasıyla, botlarını ayağına geçirerek Münih'ten Paris'e, kışın dondurucu soğuğu ve kar fırtınaları arasında 23 Kasım 1974’te başlayan ve 14 Aralık’ta sona eren üç haftalık bir yolculuğa çıkar. "Buzda Yürüyüş", Herzog'un bu yolculuğunu anlattığı, içtenlikle yazılmış günlüğünün adıdır. Herzog, dostunun yatağına ulaşma çabası içinde, 22 günlük yürüyüşü esnasında gördüğü her şeyi ve hissettiklerini kaydeder. Donmuş manzaraların şiirsel betimlemelerinden, sert hava koşullarına ve terkedilmiş evlerde barındığı anlara kadar her şeyi. Bu tek başına yolculuğunda hissettiği yoğun yalnızlık duygusu, günlüğün neredeyse bütün satırlarında hissedilir. Herzog'un yolculuğu, fiziksel sınırların zorlanmasından çok daha fazlasını temsil eder. Bu yolculuk aynı zamanda bir insanın, sevgi ve bağlılıkla hareket ettiğinde neler başarabileceğinin de bir göstergesidir. Yürüyüşü sırasında karşılaştığı zorluklar, insan ruhunun dayanıklılığını ve dostluk bağının gücünü vurgular. Bu yönüyle ele alındığında, "Buzda Yürüyüş", sadece bir yolculuk hikayesi değil, aynı zamanda derin bir insanlık durumunun ve fedakarlığın dokunaklı bir anlatımıdır. Herzog’un zorlu yürüyüş macerasında yaşadıklarını günlüğüne kaydettiği notlardan yola çıkarak ayrı bir (belki de birkaç) yazıda anlatmak istiyorum. Herzog Yürüyüşünü Tamamladığında… Yürüyüşünü tamamladıktan ve Paris'e
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016509 okunma
Bilgiye Çok Hızlı Erişiyoruz Ama Mutlu Değiliz!
Dijital Çağın Paradoksu: Bilgiye Çok Hızlı Erişiyoruz Ama Mutlu Değiliz! Hem bilgiye çok hızlı erişip hem de mutlu olmanın formülü nedir? 21.yüzyılın başlangıcından itibaren, bilgiye erişimde yaşanan devrim, sizin de hayatınızı kökünden değiştirdi mi? İnternetin yaygınlaşması ve akıllı telefonların hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle, dünyanın her köşesindeki bilgilere anında ulaşabiliyoruz. Ancak bu bilgi bolluğu, beklenmedik bir sorunu da beraberinde getiriyor: Dijital çağda bilgiye hızla erişebiliyoruz, ama bu durum mutluluk kat sayımızı yükseltmiyor. Bir zamanlar kitaplar, gazeteler, radyo ve televizyon aracılığıyla sınırlı sayıda bilgiye erişebilirken, şimdi saniyeler içinde dünyanın diğer ucundaki olaylar hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bu hızlı erişim, hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünse de aynı zamanda bizi sürekli bir bilgi bombardımanı altında tutuyor. Her gün binlerce haber, yorum, görüş ve veri ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum, bizi sürekli tetikte tutarak stres ve kaygı seviyemizi artırıyor. Bilgi Çağında Mutluluk Arayışı Bilgiye bu kadar kolay erişebilmek, paradoksal olarak, mutluluğumuzu zorlaştırıyor. Çünkü bilgi akışının hızı ve miktarı, bizi sürekli yeni şeyler öğrenmeye, güncel kalmaya ve daha fazlasını bilmeye itiyor. Bu sürekli bilgi arayışı, aslında zamanımızı ve enerjimizi tüketiyor. Ayrıca, sosyal medya platformlarında karşılaştığımız ve aslında gerçek olup olmadıklarını bilmediğimiz "mükemmel hayat" sahneleri, zihnimizde gerçekçi olmayan beklentiler yaratıyor ve kendi hayatımızla ilgili tatminsizlik duygularımızı tetikliyor. Bilgi ve İçsel Huzur Arasındaki Denge Neden Önemli? Mutlu olmak için bilgiye erişimin yanı sıra, içsel huzura ve anlam arayışına da ihtiyacımız var. İçsel huzur, sürekli bilgi akışından
Edebiyat Felsefe- Düşünce