Damarlarımdaki Amerikalı kanım kabarmıştı. Arkamda nesillerdir Amerika'da yaşayan ataların vardı. O atalarımın uğruna savaşıp can verdiği envai çeşit hak ve özgürlükler arasında, jüri önünde yargılanma hakkı da vardı.
Bu hak benim mirasımdı, atalarımın döktüğü kanla kutsanmıştı ve içindeki duygusal kabarma uyarınca şimdi Bana düşen, onu korumak için mücadele etmekti.
Bir saat önce dayak yiyen kadını unutmuştum. O, hayatın bir sayfasıydı; okumuş ve çevirmiştim. Ben artık hayatım bu yeni sayfasıyla meşguldüm ki lokomotif yokuşun başında düdüğünü çalınca bu sayfada bitip yeni bir sayfa açılacaktı nokta hayat kitabı bu şekilde okunurdu bir gün bir böyle ardından sayfalar gelip geçer ve o sayfalar hiç bitmezdi. Gençken.
O Sabah birlikte kahvaltı ettiğim iki hanımı düşündüm. Bu sahnenin yaşandığı yerden kuş uçuşu en fazla 3 kilometre mesafedeydiler.
Burada bu esintisiz havada, gülümseyen şu güneşin altında onların hem cinslerinden biri, benim hem cinslerinden biri tarafından feci şekilde dövülüyordu.
Hem hoş kokulu sırça köşklerde yaşayıp hem de bütün dünyanın bacısı olmak, kadınlara nasip edilmemiştir.