Kitap boyunca Marcus Aurelius’un hayatının ve düşüncelerinin gelişimini görüyoruz.
Hem stoacı bir filozof hem de roma yöneticisi olan Marcus Aureliu bu kitapta daha çok kendisi için önemli olan bir dizi notlar almış gibi görünüyor.
Notlar birçok konuda olsada çoğunlukla aile üyelerinden, yaşadığı olaylardan, okuduğu kitaplardan ve diğer felsefecilerden edindiği ve önemli gördüğü fikirleri bu notlara eklemiş.
Şahsen kitapta birkaç nokta dikkatimi çekti.
Öncelikle kitabın başlarında aile üyeleri hakkında yazdığı kısımda Babasına ayırdığı kısım kitaptaki en uzun bölüm. Bu çeviride tam olarak 2,5 sayfa sadece bu bölüme ayrılmış.
Marcus Roma'da önemli bir konuma sahip babasını küçük yaşta kaybetmiştir ve dedesi ile yaşamaya başlamıştır. Ayrıca Roma aile geleneklerinde de babanın çok önemli bir rolü vardır çünkü baba aile üyelerinin yöneticisidir; ödül, ceza ve hatta onları idam etme etkisine de sahiptir. Ayrıca Kitabın sonlarına doğru çoğunlukla “Herkes ölecek ve hepimizin adları unutulacak” anlamına gelen benzer cümleleri sıklıkla kurmaktadır. Bunun bir sebebinin de babasının adının zaman geçtikçe unutulduğunu fark etmesi olduğunu düşünüyorum.
Kitabın 10 yılda gezi ve savaş alanlarında yazılmış. Bunda dolayı başından sonuna doğru bazı düşüncelerde gelişim ya da değişim fark edilmektedir.
Örneğin Başlarda “İnsan kendi başına dikdurmalı” sözü sonlara doğru “Ya dik dur ya da biri seni dik tutsun” şeklinde güncellenmiş. Anladığım kadarı ile Marcus zaman içerisinde, her zaman mücadele edemeyeceğimizi bazen yardım almanın gerektiğini anlamış ve düşüncelerine bunu da eklemiş.
Özetle; bu kitap lise yıllarında kesinlikle okunması gereken hayat ve insanlar hakkında kabullenici olmayı, kaderini sevmeyi ve sakin kalmayı öğütleyen bir kitap. Ayrıca Bir roma imparatorunun yazdığı