‘Düşüş’, yani fiziksel ıstıraba dönüşüm gerçekleşmeden önce bazı önseziler belirir. Doğanın bize müdahalesi zaman zaman göründüğü kadar gizli saklı değildir. Durum tıbbi açıdan ciddiyet kazanmadan çok önce kalplerimiz, isabetli bir şekilde, ‘kalbinde’ sadece bizim çıkarımız olan bir nefretle hırpalanır. Kambur olacak birinin omurgasında herhangi bir morfolojik değişiklik fark edilmeden çok önce o kişi suçluluk duyguları içinde kıvranıyordur. İlk astım epizodundan çok önce nihilist bir kaygı kendini gösterirken, gerçek ishal krizleri, zorluklar karşısında psisik bir kendini tutamama halinin doruk noktası olarak işlev görür. Başka bir deyişle, enfarktüsler, gerçek enfarktüsler olmadan gerçekleşir, kamburlar ille de deforme değildir, astımlıların bronşlarının tıkanması gerekmez ve ishal, sık ve gevşek bağırsak hareketlerine bağlı değildir.