Başımıza gelen terslik ve zorluklar, bazen bizim tercihlerimizin sonucu olabileceği gibi bazen de bizim dışımız da gelişen olaylar sebebiyledir. Böyle bir olayla karşılaştığımızda akla gelmesi gereken ilk ihtimal bizim bunu hak edecek ne yapmış olmamızdır. Bu durumda tövbe eder hatalarımızı telafi ve kendimizi ıslah etmeye bakarız. İkinci ihtimal olarak başımıza gelen üzücü olaylari not yükseltme sözlüsü olarak görebiliriz. İyi bir öğrenci zekidir, kapasitelidir ama nedense bir dersten düşük not almıştır. Hoca bu öğrenciyi beğendiği için düşük not almasına razı olmaz ve onu sözlü yapar. Öğrenci sözlüyü lütuf olarak görüp var gücüyle çalışmalı mı yoksa "Nereden çıktı şimdi bu sözlü? Hoca bana taktı." Deyip moralini mi bozmalı? Bunun gibi Allahu Teala da kuluna bakar; iyi bir insan, fena değil ama amelleri az. Kişiliğindeki güzelliğin hak ettiği mevkiye gelecek ameli yeterli değil. Rabbimiz adeta, "Ben buna cennette derecesini yükseltmek için azıcık hastalık, azıcık imtihan, azıcık eziyet, azıcık bir dert vereyim." der. Kul imtihanı isyanla, sabırsızlıkla, söylenerek karşılarsa daha kötü bir duruma düşer. Rabbimizden bela ve imtihan istemeyiz. O'ndan her daim af ve lütuf isteriz. Ama bir imtihanla karşı karşıya kaldığımızda da Hz. Yusuf gibi tüm kademeleri başarıyla geçmeyi arzu ederiz.