“İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor, ama birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.”
“Benjamin, ilk kez ilkesini bozdu ve duvardaki yazıyı Clover’a okudu. Duvarda tek bir emir yazılıydı:
BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR
AMA BAZI HAYVANLAR
ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR
Ertesi gün, çiftlik işlerini denetleyen bütün domuzların kırbaçlı olmaları kimseye tuhaf gelmedi.”
Kazanılan her başarının, her sevindirici olayın Napoléon’a mal edilmesi artık bir alışkanlık olmuştu. Bir tavuğun başka bir tavuğa ‘Önderimiz Napoléon Yoldaş olmasaydı, altı günde beş yumurta yumurtlayamazdım,’ dediği; gölden su içmekte olan iki ineğin, ‘Napoléon Yoldaş’ın önderliği olmasaydı, gölün suyu bu kadar tatlı olur muydu?’ diye bağırdığı bile duyulmuştu.
"İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir."