Fatih, Batı'ya karşı kompleksi olmayan Doğuludur. Bu tip bir insan bırakın devlet adamlarımız arasında, zamanımızın aydınları arasında bile çok az bulunur. Doğuludur ve aynı zamanda Batı'yı sever ve bilir. Bu nedenledir ki 15. yüzyıl Türk İmparatorluğu kendisinden sonraki devirlere göre bile çok daha becerikli bir kültürel atmosferden geçmektedir. Bunu imparatorluğun inşasında da gözlemek mümkündür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
..Fatih Batı dünyasında en çok korkulan, nefret edilen yöneticidir. Türk tarihinde Fatih, Batı ve Doğu'nun dengesini kuran, devleti ve milleti bilhassa bir büyük kültürü müesseseleriyle Batı'ya açan mübeşşirlerin başında sayılmalıdır.
Fatih büyük bir hükümdardır. Büyük bir politikacıdır. Büyük bir kültür adamıdır. Tarihçinin yorumlaması ve değerlendirmesiyle büyük adamlar illa zamanında büyüklükleri anlaşılan ve buna göre sevgi gören kimseler değillerdir, olmayabilirler ve bu vakıa bunun tipik örneğidir.
Son gece Ayasofya'daki ayinde imparator, Meryem Ana'nın geleceğini tebliğ etti. Halk hala, Türkler içeri girdiği zaman, meleklerin duvarları yarıp ortaya çıkacakları ve Türkleri kovacakları beklentisi içindeydi. Menkıbeler felaket anında canlanır. Ama sonunda bin yılı aşkın süre bütün dünyanın hayranlıkla tasvir ettiği Hıristiyanlığın bu büyük merkezi de yeni bir kuvvetin eline geçiyordu.