Hüseyin Rahmi Gürpınar yaşasaydı ilk soracağım bu kitapla ilgili;
Bu nasıl bir hayal gücü?
Sen ne yaşıyorsun dedim okudukça yazar için. 2 bölümden oluşan kitabın ilk bölümünü okurken bile nasıl ya dedim çoğu yerde yetmedi 2. Bölümde yine yazar beni benden aldı…
Acaba dedim bu kadar saçmalık -çok üzülerek ve emeğe saygısızlık yapmak istemeyerek yazıyorum ama- sırf halkı cumhuriyete batıya ve özendikleri medeniyete alıştırmak için mi? Ki bence tüm bunların cumhuriyetle ve medeniyetle asla alakası yok ama dönem İslamiyetin, tekke ve zaviyelerin ve hatta hacı ve hocaların tamamen karalandığı kötülendiği ve yerine yeni ve medeni şeylerin konulmaya başlandığı bir dönem olduğu için neden olmasın?
Kelimeler cümleler ve tabi ki cumhuriyet dönemi en sevdiğim kitaplardan ama cümleler içinde geçen Fransızca Almanca sözcükler herhalde o dönemde de şimdi olduğu gibi bilgili sayılma ve bir değer görme aracıydı diye düşündüm.. zaten kitapta da eşinin Fransızcayı çok iyi bildiğini bir övünme olarak söylüyor
keşke beni rahatsız eden sadece aradaki yabancı kelimeler olsaydı…
İnanılmaz sürükleyici, Türk filmi tadında, kelimeleri özenle seçilmiş çok güzel bir Türkçesi olan ancak konusun da aynı özeni bulamayacağınız yine de kafa dağıtmalık tavsiye edebileceğim güzel bir kitap..
İyi okumalar
Kitap baya kalın olmasına rağmen akıcı dili sayesinde kısa sürede okunabiliyor. Ancak yazarın tarafsız olmaması gibi bazı fikirlerini beğenmedim ve yeni bir kitabını okumayı düşünmüyorum.
Efsaneleri bol bir kitap, millet de efsane seviyor zaten, ver duygusalı, bu maalesef herkesimin sorunu. Sevdiğini insan üstü bir yere yerleştirme. Üzülüyorum
İlber Ortaylı bilgisini, tarihçiliğini kesinlikle tartışamayacağım ,haddime bile değil, bir bilim insanı. Ancak kitabı bitirene kadar resmen kitapla mücadele ettim. Kitabı mutlaka okunması gerekenler arasına koyanlara da katılmıyorum. Kitap Atatürk ile ilgili sıradan bir Türk vatandaşının bilmediği hiçbir şey söylemiyor. Tarihi bir kişilik anlatılırken elbette dönemin şartları, olaylar verilebilir. Ancak bu o kişiyle alaka kurularak verilmeli diye düşünüyorum. Ortaylı alakalı alakasız bir sürü bilgiyi hiçbir kompozisyon mantığı olmadan sıralamış gibi hissettim. O onun dayısıymış, bilmem kim paşanın torunuymuş."Dünyada Atatürk" başlığı altında Soyvet rejimi anlatılıyor. Atatürk ile ilgili kurulan cümle sayısı iki. Başlığın birini araştırayım dedim, 2015'te bir gazete köşesinde yazdığı yazının aynısı koyulmuş. Bu gibi durumlar okurken beni gerçekten soğuttu.
KPSS çalışırken Milli Mücadele ve Atatürk'e dair burada okuduklarımın çok daha düzenli ve sistemli halini okumuştum zaten. Üzgünüm ben İlber Hoca kadar bilgili değilim ve onun zihninden geçenler bana vahiy olarak inmiyor. Haliyle kurduğu bağlantıları takip etmek zordu. Çoğu zaman bir alaka da kurulmamış gibi. Aklına geldiği gibi yazmış izlenimi bıraktı bende. Yazar kitap boyunca Atatürk ile ilgili argümanlara da cevap veriyor. Ancak bunları takip etmemiş olanlar için ne tezler ne de antitezler yeterince açıktı. Kullanılan dil ve üslup yorucuydu. Şu açıktır bu açıktır diyip durdu ama benim için açık olan tek şey bu kitabın başarısızlığı oldu.
Yorumların birinde "çok fazla şey söyleyen ama hiçbir şey söylemeyen bir kitap" yazıyordu. Sonuna kadar katılıyorum. Atatürk ile ilgili biyografileri okumak istiyorum ve okuyacağım. Bu bence içlerindeki en kötüsü olacak.