İnsan hayaller sayesinde sıkıntılarını unutur, hayaller sayesinde umudunu korur, hayallerinin yardımıyla hayata tutunacak gücü kendisinde bulur. Bu anlamda hayal, insanı hayata bağlayan şeylerden biridir.
Doğuda (Hinduizm'de, Budizm'de vs.) insan teki tamamen ezilmiştir; sınırsız ve sorgusuz bir itaat kültürü altında, insanın şahsiyeti yok edilmiştir.
Batıda ise (Roma'dan, Eski Yunan'dan günümüze) birey küstahlaşmış; hiç kimseyi itaate layık bulmayan şımarık insan, adeta egosunu ilahlaştırmıştır. İslam'da, ne Doğuya özgü hastalıklı bir itaat anlayışı vardır; ne de Batıya has marazi bir isyan...