Kitap İslamı doğru anlayamamış Hamza adında müslüman bir gencin; ‘izm’ler düzenini, eğitim sistemini, bilinçsiz müslümanları, İslami ölçülere uygun kitap yazmayan yazarlarımızı, ilk Türk kadın
BİRLİKTEN ÜMMET DOĞAR!
Her kitap insanın önüne bir yol çizer. O yoldan gidip gitmemek size kalmıştır. Kimimiz bu yolu seyretmekle yetinir ne o yolu kendisine yol edinir ne de o yola sırtını döner ve
Ah Hamza! Ne güzel sorguluyorsun; hayatı, dini,insanları, siyaseti, geçmişi, geleceği... İnsanlara kapitalizm adı altında dinin nasıl unutturulduğunu ne de güzel sorguluyorsun. Yalnız kitapta çok fazla eksik var bir kere dinine bu kadar düşkün olan bir insanın bu kadar amiyane tabirle konuşması pek hoşuma gitmedi. Bir de 3 yıl üniversite sınavına hazırlanan bir genç, İstanbul üniversitesi edebiyat bölümünü kazanıp 3 yıl emek verip sonrasında gitmekten vazgeçmesi (kapitalizm oyununa gelmek istemeyip dinini yaşamak istemesi sebebiyle) ama nasıl oluyorsa bir kıza olan aşkını gayet seviyesiz bir dille konuşmasını da beğenmedim. Ama kitabın anlatmaya çalıştığı ve verdiği mesajın içeriğini düşününce okunabilir.
Hamza! Hür yürekli genç diyesim geliyor sana nedense. Kimindi o kitap? Nureddin Yıldız tabii ya. Nasıl geçerim, nasıl unuturum. Bunun bir de kızlara, kadınlara yazılmış hali de vardı değil mi? İhsan
Emineee seni, çok seveceğin bir yere götüreceğim dedi dört yıl sonra ilk defa Konya'da buluşacağımız arkadaşım :D Aklıma ilk gelen kitaplardı tabiki.. ;)
"Rampalı" sarıldıktan sonraki ilk durağımız oldu.
-Hadi bir kitap beğen ve onu sana hediye edeceğim .
Ben de hediye edersem kabul. ;)
Ben o heyecanla , tabii hiçbir şeye bakamıyorum ..
O zaman bunu alalım çok seveceksin dedi ve "Ömer Faruk Dönmez " ile ilk tanışma kitabım oldu. Ve iyi ki de olmuş..
"Hamza "
21 yaşında İmam Hatip Mezunu , dört yıldır üniversite sınavına çalışıyor. Hocalar , eğitim , sınav , matematik ....
Okurken aynı ben dediğim onlarca cümle ...
Düşündürücü tahlilleri ile kafamızda soru işareti bırakıyor.
Hemen her sayfasında altını çizdiğim cümleler. Müthiş tespitleri , dili, tekerlemeleri (bazen sesli güldüren )
Kitapta bir çok konuya değinilmiş .Modernizm, kapitalizm, emperyalizm, siyaset , tarikat , cemaat ..
Kur'an- ı Kerim'den ayetler; hadisler Sezai Karakoç , Necip Fazıl Kısakürek, Nuri Pakdil gibi üstad şairlerden aldığı dizeler ile anlatımı zenginleştirmiş.Ve okuyup , duyduğumuz bir çok kitap ismi de geçiyor. ( Tutunamayanlar , Gazap Üzümleri vs.)
Sıkmadan tüm gerçekliği ironik bir dille yüzümüze vuruyor yazar .
Tavsiye ederim
Sürekli adını duyduğum ve sıkça tavsiye edilen bir kitaptı. Sonunda okumak nasip oldu. Kitap sizi Hamza'nın zihin karmaşasının tam ortasına bırakıyor gibi gözükse de bir anda siz Hamza oluyorsunuz. Hem güldürdü, hem de düşündürdü bununla kalmadı en sonunda yüzünüze çarpıyor gerçekleri ve bitiyor. Öyle bir sonu vardı ki dur daha yeni başlıyor her şey der gibiydi..
Ömer Faruk dönmez gerçekleri tokat gibi suratımıza çarpıyor. Hemen her cümlesinden sonra oturup bir iki dakika düşündüm. Hamza bizden biri. Bizim görüp, düşünemediklerimizi, ya da düşünüp dile dökemediklerimizi açık açık söylüyor. Şimdi mutlaka okuyun desem, oho ona gelene kadarrrr diyeceksiniz ama, gerçekten mutlaka okuyun. Bakış açınızı çok değiştireceğini düşünüyorum.
Hamza 21 yaşında. Modern dünyanın buhranını yaşayan müslüman bir genç. İçinde yaşadığı fırtınayı ironik bir dille anlatmış. Gençlere tavsiye ederim. Kitapta kendilerini bulacaklar ..
Kitaba gelecek olursak şaşırtıcı bir üslupla karşımıza çıkmış.Günlük yaşamdan uzaklaşmadan mesajlar veriyor.Siyaset,edebiyat,tarih,din her konuyu ele almış.Üniversite hayali kuran yıllarca kazanma savaşı veren genç bir çoçuğun hakikat arayışı.
1976 Adana doğumlu olan Ömer Faruk Dönmez, 1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümü mezunudur.
On altı yaşındayken Türk Edebiyatı dergisinde ilk hikâyesi yayımlandı. Daha sonra Çınar, Ay Vakti, Atlılar, Huruç, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yazdı. Evli ve iki çocuk sahibidir.
Yazarın metinleri dil, anlatım ve kurguda kendine özgü nitelikler taşır. Türk hikâyesinde ironiyi başarıyla kullanan yazarlardandır. Hikâyelerini amaçtan ziyade araç olarak kullanan yazar, didaktik üslubu, metin ve dil üzerindeki hâkimiyetiyle toplumsal meselelere değinir. Modernizm, emperyalizm ve kapitalizmin içinde kaybolmuş insanın kendisini bulmasını sağlayan, bu amaçla okuru düşündüren ve okurun mantığını harekete geçiren bir anlatımı vardır. Modern hayatın garipsenmeyen alışkanlıklarına, insanoğlunun kabullenmişliklerine mizah yeteneğini kullanarak, aynı zamanda edebî bir dille dikkat çeker. Hamza karakteriyle modernleşmekte olan müslümanlara unuttuklarını veya görmezden geldiklerini hatırlatmaya çalışır. "Bir Yobazın Günlüğü" ile zihinleri meşgul eden "aydın, yobaz" gibi kavramları ve bu kavramların çağrışımlarını sorgulatır. Bu yönleriyle yazar, hikâyeyi romana tercih eder. "Tutuklu Kurbağa" hikâyesiyle kısa hikâyenin etkileyici ve vurucu bir anlatım gücüne sahip olduğunu gösterir. "Hamza" ve "Bir Yobazın Günlüğü"nü ise uzun hikâyeler olarak tanımlar.