Müminin bu suretle tamamen terk ettiği hiçbir şer'i vazifesi bulunmayacağı gibi maalesef işlemiş olduğu her günahın arasına mutlaka bir itaat sıkıştırmaktan geri kalmayacağını da Şeyhul Ekber "Fütuhat" kitabının 560. bahsinde beyan etmiştir. Şeyhul Ekber ki, imanı kuru bir nazariye diye küçümseyen ve buna amelden fazla önem verdikleri için İslâm álimleri üzerine taan ve hücum yağdıran Musa Bigiyef Efendi'nin eski alimlerden yegane kıymet verdiği bir zattır. Müminin insanlık icabı meydana gelmesine imkan vereceği herhangi bir günahın yanında bulundurduğu itaat ise, o günahın bir suç olduğuna inanmasıdır. Günahı tevbe veya istiğfar takib ederse, ibadet kat kat olur. Müminin günahlarında suçu itiraf etmek, güzellikleri mündemiç bulunmak nazariyesine: "...ve diğerleri günahlarını itiraf ettiler, kötülüğü bırakıp iyi amellere başladılar. Mümkündür ki, Allah onların tevbesini kabul eder" (Tevbe, 102) nazmı celili de pek müsaittir.