Ergün CAN

Ergün CAN
@Ergncn
Bu hayatta kim­seye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı. Bi­ri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz ka­dardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocuk dediğin, ölümü öğrenince büyür,
İnsan doğar. On-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder. Bu aslında bir histir, bilgi değil. Ve ilk tepkisini verir. Avazı çıktığı kadar bağırarak. Bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer. Önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kala­balık, sonra da aşırı gürültüye dayanamayıp, içlerinden biri­ni, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir. O da gidip "Biz de çaldırdık cüzdanı, ne var? Senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?" der. Böylesi bilimsel bir müdahale için, genelde diplomalı olanlar tercih edilir. Kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresin­ deki boşluğu insanlarla doldurur. Buna, büyüme denir.
Derda, kısa araba geçmişinde en sevdi­ği yer olduğuna karar verdiği cam kenarında oturuyordu. Manzaradan değildi cam kenarını sevmesi. Yanında bir insan az olması demekti. Öğreniyordu Derda. Ne kadar az, o kadar iyi!
Sayfa 57·Kitabı okudu
Edebiyat