Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr-i sülük ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi.Şimdi ise ,Cenab-ı Hakkın rahmetiyle ,kırk dakikada o hakaika çıkılacak bir yol bulunsa,o yola karşı lâkayd kalmak,elbette kâr-ı akıl değil.
Hem o hususî dünyamız,ahiretin ve Cennetin muvakkat bir fidanlığı olduğunu derk edip,ona karşı şedid hırs ve talep ve muhabbet gibi hissiyetımızı onun neticesi ve semeresi ve sünbülü olan uhrevî fevaidine çevirirsek,o vakit o mecazi aşk,hakiki aşka inkılâb eder.