Kesin yargılara varmamamız için kurgulanmış bu dünya.Neye inanırsak yanlış,neyden emin olursak yanlış,neye güvenirsek çürük,neyi istersek ulaşılmaz...Ne biçim bir yer burası.Yazık bize!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okumayı düşünen varsa düşünmesin, okusun. Başlayınca elimden bırakamadım, bir oturuşta bitirdim.
"İnsan, bütün canlıların en üstün özelliklere sahip olanıdır. " diye öğretildik şimdiye kadar. Mark Twain bu inancı yıkıyor. Kendimizi tanrı kadar yüceltmemizin mantıksızlığını vurguluyor. Hayvanların da bizimle benzer düşünme süreçlerine sahip olduğunu ve bizim de onlara benzer dürtüsellikle hareket ettiğimizi ispatlıyor. Özgür irade'yi tartışıyor, günümüzde çokça konuşulan bu konuya da açıklık getiriyor. Özgür seçim olarak yeniden tanımlıyor. Birçok dogmalara dokunuyor, putlarımızı deviriyor.
Kitap, tabularımıza dokunduğu için geri planda bırakılmış diye düşündüm. Çok temel konuları eleştirmiş, kutsal sayılan her şeye vurmuş. Bütün insan medeniyetinin göz bebeği insana bile fena vurmuş. Ona makine demiş, hayvandan farkı yok demiş. Bu kadar ağır konuştuğu için kitap görmezden geliniyor sanırım. Bu fikirlerin çokça tarışılmasını beklerdim. "Tanrı öldü." sözü meşhur ama insan makinedir diyen bu kitap çok bilinmiyor.
İnsan Nedir'i okuduktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kendinize bakış açınız değişecek. Doğru-yanlış, merhamet, ahlak, haz, irade, cesaret, devlet, din, savaş, vatandaşlık, kahramanlık, sevgi, aşk, aile vs. Hepsini yeniden tanımlamanız gerekecek.
Kurgusunda tutarsız bölümler olsa da buna takılmadım. Cumhuriyet devri edebiyatının zirve yazarlarından birinin kitabını okuyor olmanın verdiği onuru duydum. Yazıldığı dönemi ve dönemin insanlarını tanıma imkanı buldum. Yabacılaşmış olduğumuzu iyice fark ettirdi. Kahramanlar, eski kültürün son yaşayıcıları... Eskinin, gerçekten medeniyet olabilmiş eskinin güzelliğini ve yüceliğini kahramanların sohbetlerinde sezdiriyor. Toplum hayatının çeşitli yönlerini gösteriyor. Aydınların duygu dünyasını, fikir dünyasını gösteriyor. Her zaman bir züppe olarak tahayyül ettiğim Yahya Kemal'in ve onun gibi münevverlerimizin anlaşılmasını sağlıyor. Mümtaz karakterini, yaşadığı içsel değişiklikleri o kadar kendime yakın bulabildim ki sanırım herkesin hayatına bir Nuran girmiş, herkes hayatın bu sınavından geçmiş gibi düşündüm. İhsan'ı, Suat'ı, Nuran'ı, Macide'yi ve diğer hepsini hayatın içinde tek tek gördüm. Onların hepsini çevremde varlar gibi gerçekçi yazmış saygı değer A. H. Tanpınar.
Çok değerli fikirleri, çok değerli tespitleri var yazarın. Eski musıkiyi, özellikle Mahur Beste'yi merak ettirdi. İkinci Dünya Savaşı başlangıcını halkın içinde yaşamışçasına öğretiyor kitap. O dönemin ülke liderlerini başka türlü ele alıyor. Tarihi anlamak için o devirde yazılmış kitapları okumak gerektiğini düşündürüyor.
Ölmeden önce okunması gereken kitaplardan birini daha okuduğum için mutluyum. Zaman çok kıymetli, huzurlu yaşamak için böyle kitapları okumalıyız.
Kitapta vahşi doğanın kanunları sansürsüz biçimde yazılmış. Çocuklar için uygun olmadığını okuyunca gördüm. Kurtların karakterinin nasıl oluştuğunu anlamamızı sağlıyor. Ne düşünüyorlar, nasıl yaşıyorlar görüyoruz. Acımasızlık seviyesi zirvede. Bir bağ kuruyoruz yavru kurtla ve onunla sevinip üzülüyoruz. Dili kullanışını sevdim. Kısacık bir roman diyebiliriz. Her kişisi dikkate değer, tasvirler az ama akılda canlandırılabiliyor. O dönemlerin havasını solutuyor bize. Sonunu da çok beğendim. Son söz: Türk balası kurt olur, bastığı yer yurt olur!