Aslında, bu tam bir kurtarma operasyonu. Bu aynen, anlık değişim hızıyla ilgili sorunları çözmek istediğinde Sir Isaac Newton’un takıldığı engele benziyor. Onun zamanında bir şeyin, sıfır miktarda zamanda değişebileceğini düşünmek mantıksızdı. Öte yandan matematikte, uzaydaki ve zamandaki noktalar gibi başka sıfır kantiteleriyle çalışmak neredeyse zorunluydu ve gerçekte aralarında hiçbir fark olmamasına karşın kimse bunların akıl dışı olduğunu düşünmüyordu. Sonuçta Newton şöyle diyordu: ‘Anlık değişim diye bir şeyin var olduğunu varsayalım ve çeşitli uygulamalarda bunun ne olduğunu belirlemenin yollarını bulup bulamayacağımızı görelim.’ Bu varsayımın sonucu, matematiğin, bugün her mühendisin kullandığı, kalkülüs diye bilinen dalıdır. Newton yeni bir akıl biçimi icat etti. Aklı, sıfıra çok yakın değişimleri kavrayabilecek şekilde genişletti ve bence şimdi akılda, teknolojik çirkinlikleri çözecek buna benzer bir genişleme gerekli. Burada sorun, genişlemenin dallarda değil köklerde olması gerekliliği; sorunun görülmesini zorlaştıran da bu.