Erhan Öztürk

Erhan Öztürk
Üniversite
İstanbul
İstanbul-Üsküdar
84 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Ben şöyle hatırlıyorum adayı altın kumsallar, turkuvaz sullar pırıl pırıl gökler. Her yıl, deniz kaplumbağaları pudra inceliğindeki kumlara yumurtalarını bırakmak için karaya çıkardı İkindi rüzgârları gardenya, siklamen, lavanta, hanımeli kokularını getirirdi Mor salkımların halatı andıran dalları, ancak hayalperestlere özgü bir ümitle göklere ulaşma hülyasına kapılarak beyaza boyanmış duvarlara tırmanırlardı. Gece her zaman yaptığı gelip teninizi öptüğünde yasemin kokusu alırdınız.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eve girdiklerinde onları ilk çarpan şey koku oldu -tam anla- miyla nahoş olmasa da, keskin ve her yere sinen bir kokuydu. Sandal ağacı ve mür tütsüsü ile öğle yemeğinden kalma kızarmıs balk ve firinda patates kokularının ve ağır parfümlerden hoşla- nan biri tarafindan bolca sıkılmış gül ve yaseminin karışımıydı
Delisin deli gönlüm Bin bir bereli gönlüm Güldüğünü kim gördü Sevdin seveli gönlüm Gönüller kurdu gördüm,güzeller yurdu gönlüm Sesinde bir acı var, seni kim vurdu gönlüm
" Birbirinize aşıksınız, değil mi?" diye sordum. Aslı biraz kızardı. Cevap Okan'dan geldi. "Evet, Aslıyı seviyorum dedi. Hiç duraksamadan sordum. "Ne kadar seviyorsun ?" " Çok" diye karşılık verdi. "Çok sözcüğü bir ölçü olamaz. Aşkın şiddeti fedakarlıkla ölçülmelidir."dedim. Okan biraz şaşkınlıkla yüzüme baktı "Nasıl yani? Nasıl bir fedakarlık?" "Mesela Aslı hasta olsa onu İyi yine sever miydin?" "Hasta mı? ne hastası?" Bir an düşünür gibi yaptım. Ama aslında ne söyleyeceğimi bilmiyordum.
Bu kubbe altındaki bin bir belayı gör; Dostlar gideli boşalan dünyayı gör; Tek soluk yitirme kendini bilmeden; Bırak yarınını dünü, yaşadığın anı gör.