Erin

Erin
İngilizce Öğretmeni
Anadolu Üniversitesi
Kahramanmaraş
649 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
Burn them all!!!
Puan vermedi·202 syf.·
2023 1. kitabı
Kahramanımız Guy Montag; kitapların -dolayısıyla bilginin ve sorgulamanın- artık insanların hayatının bir parçası olmadığı bir distopyada bir itfaiye eridir. Alışık olduğumuzun aksine bu distopyada itfaiyecilerin görevi yangın sondürmek değil, yangın çıkarmaktır. Guy Montag da durumundan gayet memnun bir itfaiye eridir ilk başlarda, hatta o kadar memnundur ki ateş yakmak için kullandığı kimyasalın kokusunu bir parfümmüş gibi görür. Bu distopyada insanlar, hükümet onların neyi düşünmesini(!) isterse onu düşünür, neyi yapmasını isterse onu yapar. Toplum zamanla kitaplardan uzaklaştıkça, okumayı bıraktıkça hükümetin onlar üzerindeki kontrolü de inanılmaz düzeylere gelmiştir. Bu kontrolün en büyük aracı ise "parlor walls" denen duvar büyüklüğündeki televizyonlardır. İnsanlar televizyonda kendilerine sunulan yapay gerçekliğe o kadar hapsolmuşlardır ki artık kendilerine "relatives" denen karakterlerle aralarında bağ kurmuşlardır. Derken kahramanımız, küçük Clarisse ile tanışır ve tüm hayatını değiştirecek olan olaylar silsilesi başlar çünkü artık Montag sorgulamaya başlamıştır. Spoiler olmaması için yaptığım özete buradan itibaren son verip kitapla ilgili düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Kurulan distopik evren açıkçası bana pek yabancı gelmedi :) İnsanlar okumayı bırakır, kendilerine sunulan gerçekliğe hapsolur ve hükümet tarafından en ufak sorgulama, karşıt düşünce baskılanır ... Ray Bradbury bu kitaba kendi hayatından çok şey katmış, bu yüzden eseri okumaya başlamadan önce yazarımız hakkında ön bilgiler edinmek çok işinize yarayacaktır. Okumak isteyen herkese tavsiye ederim fakat öyle çok da büyük beklentileriniz olmasın, böylelikle daha çok zevk alırsınız :)
Edebiyat-Düşünce
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okuyun, okutturun.
10/10
·68 syf.·
2022 4. kitabı
Aslında bu incelemeyi kitabı hemen bitirdikten sonra yapmayı düşünüyordum ama "bilinmeyen" bir güç nedense buna izin vermedi, belki de kitabın bende uyandırdığı hisleri çok fazla göz önünde bulunduracağımdan ve asıl fikirlerimi belirtememekten korktuğum için vazgeçmişimdir. Kitap, bir kadının daha küçücük bir çocukken karşı dairelerine taşınan ve elit diyebileceğimiz kesimden hovarda bir delikanlıya bağlanmasıyla başlayan olaylar silsilesini anlatıyor. Fakat bu olaylar yaşanırken değil, yaşanıp bittikten ve artık değiştirilemez olduktan sonra kadının kaleme aldığı bir mektupla anlatılıyor. Kadının mektubu yazma amacı aşkına sitem değil yaşanan her şeyi anlatmak istemesi. En azından o böyle söylüyor fakat yer yer adamın kendisine yaptığını düşündüğü haksızlıklara da değinmeden edemiyor, bunu tekrar tekrar kurduğu cümlelerden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Kitabı okurken kadının iradesine ve aşkına olan bağlılığına hayran kalmamak elde değil, yaşadığı zorlukları anlatırken kendimi onun yerine koymaya çalıştım fakat ben onun yaptıklarının yarısını bile yapamayacağımı fark ettim. Okurken hiç sıkılmadım, tek oturuşta bitirdim çünkü olayların veriliş şekli ve sırası bende acaba devamında ne olacak duygusunu hep uyanık tutmayı başardı. Sonuç olarak, eğer hayatınızda bir kez bile olsun platonik bir aşk yaşadıysanız bu kitapta kendinizden bir şeyler bulacağınıza ve fazlasıyla etkileneceğinize eminim. Aşık olmadıysanız da endişe etmeyin ve kesinlikle okuyun çünkü kitaptaki delikanlı siz olabilirsiniz. Belki de bu kitap sayesinde her şey için çok geç olmadan bir şeylerin farkına varırsınız :)
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Kumran Yayınevi · 2019266,4bin okunma
10/10
·144 syf.·
2022 2. kitabı
Aslında ismimi bu kitabı okumadan önce değiştirmiştim şu anki hâline. Bu tür isimlerde hep kendimden bir şeyler bulurum ve kendimden bir şeyler katmak da hoşuma gider. Kitabı okuduktan sonra yine ne kadar isabetli karar verdiğimi anlamış oldum :) Kitabın ana teması "hayattan zevk alamama, huzursuzluk ve hoşnutsuzluk" etrafında kurulmuş. Sahi bu temalar size de çok tanıdık gelmedi mi ? "Aşk" da bu temalardan biri aslında ama orası bence biraz daha özel, Werther'in asıl sorununun aşk olduğunu sanmıyorum. Bu sadece onun hayata bakış açısını biraz daha netleştirdi. Bunu söylemedeki amacım kitaba sadece "aşk" açısından bakmamanızı ve kahramanın asıl durumunu göz ardı etmemenizi size hatırlatmak. Daha fazlasını anlatmamak, tespitlerimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmamak için kendimi zor tutuyorum, zira henüz kitabı okumamış birine en büyük kötülüğü yapmak istemiyorum :) Kitabı daha önceden okumuş olanların ve bu incelemeyi okuduktan sonra kitabı bitirmiş olanların Werther'in aşk dışındaki hayatına dair yaptıkları çıkarımları yorumlara yazmasını çok isterim, güzel bir fikir paylaşımı olacağını düşünüyorum.
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Karbon kitaplar · 2019149,9bin okunma