O topraktan öğrenip kitapsız bilendir.
Hoca Nasreddin gibi ağlayan
Bayburtlu Zihni gibi gülendir
Ferhat'tir
Kerem'dir
ve Keloğlan'dır
Yol görünür onun garip serine,
analar babalar umudu keser,
kahpe felek ona eder oyunu
Çarşamba'yı sel alır
bir yâr sever
el alır
Çöllerde kalır,
kanadı kırılır ölmeden mezara koyarlar onu... Baştan ayağa yaredir
O, Yunusu biçaredir
Ağu içer su yerine.
Fakat bir kere dert anlayan düşmesin önlerine
ve bir kere vakt erişip
'Gayrik yeter!'
demesinler.
Ve bir kere dediler mi,
İsrafil surunu urur,
mahlukat yerinde durur,
toprağın kalbi başlar onun nabızlarında atmaya
Ne kendi nefsini korur
ne düşmanı kayırır.
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrı 'nın işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.
Melih Cevdet Anday