Kitabımız 1995 yılında Portekizli yazar José Saramago tarafından kaleme alınmış, 1998 yılında da Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüştür. Ayrıca 2008 yılında da bir filme uyarlanmıştır. Maalesef filmini izlemediğim için bir yorum yapamıyacağım.
Aslında bu kitabı okumak gibi bir planım yoktu, arkadaşımın önerisi ve yoğun baskısıyla aldım desem yeridir. Şimdi de iyi ki alıp okumuşum diyorum. Kitabımıza gelecek olursak, kitabımız bir adamın trafik ışıklarında aniden kör olması ile başlıyor. Ondan sonra ki süreçte de bir kişi hariç diğer insanların da yavaş yavaş kör olması ile devam ediyor. Körlüğun yeni yeni yayılmaya başladığı dönemde, yayılımını önlemek için hükümetin kör olan insanlara uyguladığı karantina da, insanların ne tür eziyetler çektiği ve bu insanların dışarı çıktıklarında da ne tür manzaralarla karşılaştıklarını anlatıyor. Beyaz körlük denilen bu körlüğün insanların ahlaki çoküşünü, vicdanen yok oluşunu ve insanların içsel bunalımlarını da gözler önüne seriyor. Aynı zamanda da kitabı okudukça sık sık kendinizi sorgulama imkanı buluyorsunuz. Kitapta ki karakterlerin ismi yok hepsini yazarımızın yaptığı betimlemeler sayesinde tanıyoruz. Kitabımız sade, akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmıştır.
Sadece hoşnut olmadığım kısım noktalama işaretleri ve yazım kurallarına çok uyulmamış olması. Onun dışında şöyle de bir uyarı da bulunmak istiyorum, bazı yaşanan ilişkileri fazla detaya girerek açıklamış yazar. Bu kitabı okuyacak olan arkadaşlar bunu bilerek okumalı. Onun dışında kesinlikle harika bir kitap. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap.