Erkan GÜL

Günümüzde, reklamların dayattığı bir ideale ve gerçekleşmesi imkânsiz bir standarda uyum sağlamak için umutsuzca çabalayan pek çok kadın, yüzlerini ve bedenlerini değiştirmek için her yola başvuruyorlar. Kadın, yüzünü bir maske, bedenini de bir nesne olarak, gerçek benliğinden ayrı ve daha önemlisi sürekli değiştirilmesi, iyileştirilmesi ve kamufle edilmesi gereken şeyler olarak görmeye şartlandırmış durumdadır. Ideallestirilen görünüşü elde etmeye çalışıyor olsun ya da olmasın, kendinden utanmaya ve memnun olmamaya itilmektedir. Egemen sistem tarafından sürekli nesnelestirilen kadın, böylelikle kendini nesnelestirmeyi de öğrenmektedir. En rahatsız edici gerçek ise, medyadaki kadın güzelliği imgelerinin neredeyse ulaşılmaz olmasıdır. Örneğin, neredeyse tüm kız çocuklarının idealini süsleyen Barby bebek imkânsızı idealleştirmenin bir aracı olarak islev görmektedir. Barby kızın ölçülerine sahip olmak neredeyse imkânsızdır, çünkü onun beden ölçüleri normal değildir. Bilgisayarda Barby kızın ölçülerinde bir kadın modeli geliştiren araştırmacılar, bu ölçülerdeki bir kadinin sırtının üst bedenin ağırlığını taşıyamayacak kadar zayıf, gövdesinin ise yarım karaciğer ve birkaç santimetre bağırsaktan fazlasını almayacak kadar dar olduğu sonucuna varmışlardır. Oysa gerçek hayatta bu ölçülere sahip bir kadın, kronik ishalden asla kurtulamayacak ve sonunda gıdasızlıktan ölecektir.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Reklam
Bugün insanlar bedenlerinin kölesi haline getirilmiştir. Sanayi devriminden sonra moda, kozmetik ve tıp, insanları belli bir formun güzel olduğuna, o form korunmaya çalışılmazsa toplumda dışlanacağı anlayışını telkin etmeye başladı. Böylelikle beden köleliği de başlamış oldu. Artik insan, hapishaneye dönüştürülmüş bedeninin duvarlari içindedir; mahkûm olan da kendisidir, gardiyan olan da. Bedenin hapishaneye dönüşümü ise kapitalist kültür endüstrisinin kozmetik, moda ve tıbbın bazı alanlarıyla gerçekleştirdiği dayatmalarla sağlanıyor.Kapitalist kültür endüstrisi, özellikle de kadınları, bu köleliği gönüllüce yaşar hâle getirmiş bulunuyor. Çünkü başta medya organları olmak üzere birçok araçla müthiş bir zihin inşası gerçekleştirilmekte ve insanlık tarihinde ilk defa olmak üzere kadının tüm değeri tamamen bedenine indirgenmiş bulunmaktadır. Hatta öyle ki kadin bedeninin ideal ölcüleri de belirlenmiş durumda;90-60-90, Ergenlik dönemi ile 30lu yaslar arasında korunabilecek bu ölçüler son derece şeytani bir incelikle oluşturulmuştur. Zira bu ölçülere sahip olmak, sahip olununca da korumak zordur ve tek tiplestirilerek idealize edilen kadin imgesinde tüketim başrolü oynamaktadır. Söz konusu ölçülerdeki beden yapısını korumak için diyet ürünleri, sıkılaştırıcı kozmetik ürünleri, spor ürünleri ile kapitalist üretim kendisine büyük ve sürekli pazar oluşturmuş durumdadır. Eğer idealleştirilen ölçülerden ortadaki rakam on birim yükseltilse, kadin bedenine yönelik tüketimin oldukça ciddi oranlara varan miktarda düşeceği kesindir.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Beden Köleliği
Bugünün dünyasinda, beden köleliği modern kültürün ürettiği ve yqygınlaştırdığı en önemli kölelik türlerinden birisi olarak anlam kazanmış durumdadır. Esasen hiç kimse nasıl var olmaya kendisi karar vermediyse, varolma sürecinde sahip olduğu bedene de kendisi karar vermedi; ırkımız, cinsiyetimiz, hayatta olduğumuz çağ, anne-babamızın kim olacağı verili olduğu gibi, bedenimiz de verilidir. Bu bakımdan islami literatürde beden kisiye verilmiş bir emanettir ve kişi bu bedeni yaratılışın gerektirdigi ve vahiyle bildirilen kurallar dâhilinde kullanır, aksi halde emanete ihanet etmiş olur. Esasen zinanın, alkolün, intiharın yasak olmasının arkasindaki nedenlerden birisi de bununla ilgilidir. Hatta kürtajin yasak olmasinin arkasında da emanete ihanet suçu vardir. Çünkü çocuk da doğum öncesinde, başta anne olmak üzere diğer insanlara emanettir. Ancak bugünün dünyasında emanete ihanet ahlâki anlamda bile suç olmaktan çıkarılmış durumdadır.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Tüketim dininin gittikçe güç kazandigi 1990lı yıllarda elektrik bir din oluşturma çabasıyla harıl harıl kapitalizme uygun ayet bulma telaşına girerek yeni dine geçisi sarsıntısız gerçeklestirmeye çalışanlar, TV caiz midir tartışmalarından TV kanali sahipliğine, faiz haramdır inancindan banka sahipliğine, bir lokma bir hırka anlayışından bin lokma bin hırkaya hiç sarsıntısız geçmişlerdir. Artık Müslüman da zengin olmalıdır anlayışı Kur'anda somut olarak bulunmayan ama neredeyse tüm Kuran’ın işaret ettiği yegâne ilkedir. Bu yapilirken Kuran’ın ve kutlu elçisinin tüm hayati boyunca örneklendirdigi zenginliğin ihtiyaç hissetmemek oldugu anlayışından , sahip olmak anlayışına geçilmistir; bunun ise sonu yoktur; sahip oldukça ihtiyaç hissi artmakta ve eşyaya gönüllü kölelik daha da kapsamlı ve derinlikli hâle gelmektedir. Uğrunda yıllarca çok boyutlu mücadeleler verilen başörtüsü/ tesettür artık modanın yeni unsurudur. Metropollerde başı kapalı gençler dar kotları, bluzları, pantolonları, ipek eşarplarıyla, Top Shop, Mango, Marks and Spencer gibi markalardan alışverişlerini yaparak küresel ekonomiye katılmaktadır. Tesettür bağlamında yaşanan değişimin bugün varıp dayandığı nokta bedenim benimdir ve buradadır anlayışıdır.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Tüketim kültürünün nesnesi haline gelmemiş insanlar için önemli olan ürün veya hizmetin marka değeri ya da niceligi değil; dayanıklılığı, fayda sağlaması ve ihtiyac gidermesidir. En çok fayda sağlayacak ürünü/hizmeti en az maliyetle elde etmek bu tüketicinin en onemli amacıdır. Bu yüzden geleneksel tüketici tüm alternatiflere ulaşarak bulabileceği en iyi ürünü en ucuza almak ister. Bu tür tüketim biçiminde alışveriş istek ve arzuları gidermekten ziyade, hayatı mümkün kılan veya kolaylaştıran ihtiyaçlar karşılamaya yöneliktir. Bugünün dünyasinda ise birey var olduğunu hissetmek için tüketmektedir; ama bu varoluş insa edilmis sanal bir varoluştur. Zihinde inşa edilen varoluş biçimi ve bunu sağlayacak tüketim araçları son derece dinamik olup sürekli değişmekte, domino taşları gibi bir sonrakini harekete geçirmekte ve böylelikle birey doyumsuz bir şekilde tüketme ihtiyacina sahip olmaktadır. Tüketilen her nesne bir başka nesnenin açlığını inşa etmektedir. Dolayısıyla modern insan doyumsuzdur, doyamamaktadir. Son derece rasyonel ve büyüleyici/cezbedici şekilde isleyen Alışveriş Merkezleri ise tüketim tutkularının kurumsallaşmış yapıları olarak işlev görmektedir.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Reklam