Serhat

Serhat
@Erkekasag
Puan vermedi·443 syf.··
2024 3. kitabı
vaktimi heba ettin stefano Durduk yere bazen insanın aklına bir fikir, bir espri, bir söz gibi bir şey gelir ve çok hoşuna gider. Fırsatını bulsamda söyleyiversem der içinden. Bazısı da başka birinden bir şey duyar çok hoşuna gider ve yerli yersiz kendi fikriymiş gibi söyleyiverir. Bu platformda “ biri bana şöyle bir soru sordu, ben de ona şöyle cevap verdim.” “ arkadaşlar bana böyle soruları çok sık soruyorsunuz cevap vereyim, hayır burnum estetik değil… :S, Geçen biri ile şöyle bir diyalog yaşadık.” Aslında öyle bişey de yok soranda yok merak eden de. Aklına gelmiş o fikri afişe etmenin bir yolunu arar ve bir senaryo uydurur kendince. Sonrada gelen takdir, tebrik, vayy be çok iyiymiş gibi yorumlarla ego masturbasyonu yapar. Bu tür paylaşımlardan bu tür insanlardan da hiç hoşlanmam. İşte yazarımızda aynen böyle. Bir de yeni dönem yabancı yazarların “tamamen gerçek” diyerek bir gizem katması da cabası. Kendince orjinal ve yeni dünyanın en büyük sırrını çözen yazarımız, hayali bir bilge ve bilgecikler yaratır. Hayali olduğunun delili; yarattığı o bilgilerin öğretileri kısmen infial kısmen safsata. İki türlü de tutarsız beş kuruş etmeyen öğretiler. “Her şeyin sorumlusu sensin, her şey senin içinde, her şey senin yüzünden” bu üç öğreti etrafında dönüp dolaşıp aynı şeyleri tekrar ediyor. Kendini Sun Tzu ya da Konfucyus gibi bir şey yapmaya çalışmış ama oluşturduğu o “bilge kişiler”, “Ben Genelkurmay Cumhurbaşkanı Başbakanınızım, Türkiye Cumhuriyeti hem de Amerika'nın prezınd prezınım.” diyen internet fenomeni kadar bile ciddiye alınacak fikirleri yok. Bu kadar fazla olmuyor mu diye bilirsiniz. Ama bu tarz yalanlardan nefret ederim. Yoksa düzgün tutarlı, eğlenceli yalanları dinlerken eğlendiğim çok olur:) Beğenen beğenir bir şey diyemem. “Krem Peynirinin Efsane Gücü”
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
Reklam

Serhat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·443 syf.··
2024 3. kitabı
Stefano D'Anna
8.1/10 · 5,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 2. kitabı
Zeki Bulduk'u bu kitapla tanımış oldum; iyi ki... Kitabı aylara bölerek, uzatarak, uzun zaman aralıklarıyla okudum. Atilla ağabey bölümünde ağlamadan edemedim. Üslubun etkileyiciliğine kapılmamak elde değil. Atilla ağabeyin yaşadıklarına çok üzüldüm. Hele Deli Döne'nin ölüm biçimi... bu kadar acımasız insanlar arasında deliler de hem merhamet ve şefkatten hem de zulümden ya da başka insanların nefsani taleplerinden kendilerine düşen payı alıyorlar..ben de bir çok insan gibi böyle deliler tanıdım. Bunlardan bir tanesi çok çok başarılı bir lise öğrencisiyken kendi söylemesine göre arkadaşının kendini çok başarılı bulan annesinin nazarıyla bir anda hayatı kaymış biriydi.30 sene boyunca köyümüzün dağlarında dolaştı, insan içine çok az karıştı, kimse onu yatağa sokup uyutamadı, sürekli ayaktaydı , tuz yiyordu ve sandalyede oturarak uyuyordu..birkaç sene önce hastaneye kaldırdılar onu..orada vatan-ı aslîye döndü...Osman'ı tanısa Zeki Bulduk da severdi eminim...kitabı herkese tavsiye ediyorum...
Müstesna Deliler AlbümüZeki Bulduk · Hayykitap · 2011123 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2024 1. kitabı
Uzun uğraşlarım sonrası sanırım arkadaşıma, okuma alışkanlığı kazandıracağım. Dile kolay liseden süre gelen tam on iki yıllık arkadaşlık. Zannediyorum ki o, en yakın arkadaşım benim. Hayatının en ince ayrıntılarını bile anlatır bana, tabi bende ona. Kendisi öğretmendir benim gibi ancak benim aksime atanmış hayatını düzene koymuş biridir. Hayatında yaptığı ve yapacağı her şey sıra içindedir. Önce lise biter, üniversite kazanılır, üniversite biter, sonra askerlik. Askerlikte tamam derken atanma sırası gelir. En nihayetinde atanma işi de tamamdır. Geriye, kafa yapısına uygun bir kız bulup evlenmek ve sonrasında müthiş bir nizam içinde olan hayatını, yapılacaklar listesinden yine sırasıyla devam ettirerek kaçınılmaz olana doğru yol almak kalıyordu. Bu aralar kafası çok karışık arkadaşımın. Bir edebiyat öğretmeni varmış okulda; “Çok güzel bir kız, fiziği gayet iyi saçları, hele saçları öyle güzel ki onu görünce kendimi ona bakmaktan alıkoyamıyorum Anıl.” Diye çoğu zaman onun ihtişamına dem vurarak konuyu açar ve kızın davranışlarında ki tutarsızlıkları ile konuyu enine boyuna tartışarak, ondaki bu tutarsızlığın nedenlerini ve bu nedenlere nazaran bizim çocuğun, ona nasıl davranması gerektiğine dair kararlar alırız. Yine bir gün bu konular üzerine kafa yorarken; “Oğlum Anıl, ne yapacağım ben her geçen gün uzaklaşıyor benden, ne yapmak gerek? Ah bir bulabilsem keşke. Ortak bir yön bulabilsem.” Diye hayıflanırken birden aklına bir fikir geldi; “Aa bir dakika geçen İnstagramında bir kitap paylaşmıştı, onun üzerinden gitsek olmaz mı, ne dersin?” diye sevinçle bana döndü. Bende yardımcı olma arzusuyla fotoğrafı açmasını söyledim. Fotoğrafta Albert Camus’un Yabancısı ve onu tutan bir el gördüm. “Tamam. Varoluşçuluk felsefesini seviyor olmalı. Buna dayanarak varoluşçu yazarları
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma