Birey aleyhine gelişen birçok müessese başlarda güvenlik, istikrar, işbölümü gibi makul ve olumlu gerekçelerle ortaya çıkmışsa da, bir defa ortaya çıktıktan sonra kendi zihnini yaratır ve kendi devamlılığı için bireyi "başkaları için" fedakarlığa zorlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türklerin Türkistan'daki vaziyetini en iyi ifade eden tabir, İngilizce unruly sözcüğüdür - hem "yönetilemeyen, itaatsiz" anlamına gelir, hem sürekli hareket halinde, arayış içinde olduklarını belirtir. Bugünün Anadolu Türklüğünün korkunç kabullenişçi, itaatkar, "gelen ağam, giden paşam" tarzı, fatih Türklerin kültürünü Türkleşirken alt-tabakadan örtülü olarak etkileyen Anadolu yerlileri ortak olarak şekillendirmiştir. Sürekli olarak işgal ve fetih muhatabı olan Anadolu yerlileri, asırlar hatta binyıllar içinde bu tür itaatkar ancak "sıvışık", kurnaz bir yöntem geliştirmişler ve bu sayede varlıklarını sürdürmüşlerdi - aynı hareket tarzını bugünün Türklerinde de görüyoruz.
"Yanan bir evden annenizi mi kurtarırsınız, eşinizi mi?" sorusuna ABD'liler ekseriyetle "eşimi" cevabını verirken, Tayvanlılar ekseriyetle "annemi" cevabı veriyor. Zira Tayvan kültüründe kolektif kimlik önemliyken, beyaz, Avrupa kökenli ABD kültüründe bireysel kimliğin daha önemli. Bu yüzden Tayvanlılar kolektif aile kimliği lehine tercihte bulunurken, ABD'liler "annemi ben seçmedim, ama eşimi ben seçtim" diyerek kendi tercihlerini önceliyorlar.
Doğulu, yüksek bağlamlı kolektif, belirsizlikten kaçınmacı toplumlarda sorumluluk diye bir şey yoktur. Dolayısıyla hak da yoktur. Başa gelen hemen her şey Allah'tan gelir, yahut atalar ruhundan, yahut cinlerden, perilerden, karmadan... O yüzden tarla sürülemediyse çiftçi kendini suçlamaz, meğer tarlanın taşı çokmuş, kara saban da çatlakmış.