Bak Nişancı, bu evlerin sahipleri çok zengindiler, adalarını da seviyorlardı. Amerka’da, İngiltere’de, Atina’da köşkleri, sarayları, büyük işleri, gemileri vardı ama adalardan ayrılmıyor, yurtlarını yüreklerinden atamıyorlardı. Savaş çıkınca, ortalık da ana baba günü olunca adalarını bıraktılar da kaçtılar. Belki bir daha yurtlarını görmeyecekler, hasretlikten ölecekler. Belki de birkaç çok yaşlı bir yolunu bulacak,bir iki günlüğüne ,çekinerek, ürkek, doğdukları yere hasret gidermeye gelecekler, çocuklarının, gençlerinin, en güzel düşlerinin adalarını bulamayacak, düş kırıklığıyla evlerine geri dönecekler,bundan sonra da, ölene kadar mutsuz kalacaklar. İnsan ,düşleri öldüğü gün ölür.