Olan bitenin üstüne eğilerek Sultan’ın huzurundan ayrılmaya karar verdiler. Devlet büyükleri, hiçbir şey olmamış gibi Gıyaseddin'in dibindeki minderde oturan Nizamettin’e bakıp
“Alçak, uyarılmazsa işte böyle azar.”diyerek eşikten çıkıyor; kendi aralarında devlet töresinde bugüne dek böyle bir şeyin görülmediğini, devletin elden gittiğini konuşuyorlardı.
'Ben söylemeye söylerim amma korkarım senin bu iş bilmez halin yüzünden bu yüce devlet çöküşe doğru gider.'
[Celalettin Karatay'dan Nizamettin Suhrab'a. Öyle de olmuştur.]
Çok geçmeden nökerleri de etrafında toplandı. Baştan aşağı zırhlanmış vaziyette komutanlarını bekliyorlardı. Noyan’ın sağında Bagatur, Gatsu, Ütgün adlı üç nökeri, solunda da Arslan, Temur ve Bayar adlarında diğer nökerleri yer alıyordu. Hepsi savaş görmüş tecrübeli kimselerdi. Üstelik sadece Moğol değil Arslan gibi Türk nökerleri de vardı.