Büyüksu Çayı, zemheri günlerinde buz tutmuştu. Huzursuzdu, bir şeyler hissediyor, üstüne serilmiş soğuk yorganının altında akacağı vakti bekliyordu. Kıyısında ince bir kar örtüsü birikmişti. Çevresinde boy gösteren sarıçamların ise dalları hafifçe eğilmişti. Rüzgar, çayın yüzeyini okşamadan önce ormanın içinden bir misafir edasıyla geçip gidiyor, şafak söktüğü vakitlerde yakınlardaki bir ahşap evin camlarına vuruyor; kapıyı yalayıp geçiyordu.