Mine Söğüt‘ten okumuş olduğum 3. Kitap. Anlatımın gücü, karakterlerin yaşadığı travmaları ve içinde bulundukları çıkmazları anlamayı kolaylaştırıyor. Hayatın acımasızlığı öyle sert ve doğrudan yüzünüze çarpıyor ki, okurken sarsılmamak mümkün değil. Roman aynı zamanda şunu hatırlatıyor: Her insan kendi hayatının merkezinde olsa da, çevremizde “önemsiz” gibi görünen herkes aslında kendi hikâyesinin başrolünde. Ve o yabancı sandığımız hayatlar, düşündüğümüzden çok daha ağır yükler taşıyor.
Bu kadar kalın bir kitabın hiç sıkmaması gerçekten şaşırtıcı. Betimlemeler öyle güçlü ki, küle dönmüş dünyayı, yanık kokusunu, o gri gökyüzünü resmen görüyorsunuz. Kuğu Şarkısı sadece bir kıyamet romanı değil; yıkımın içinden filizlenen umudun hikâyesi. Uzun ama hiç yormayan, bitince insanın içinde iz bırakan bir kitap, bayıldımmm
Kuğu ŞarkısıRobert R. McCammon · İthaki · 202570 okunma
Serinin ikinci kitabı olan Sis ve Öfke Sarayı başlangıçta sıkıcı olacakmış gibi hissettirse de gayet olayların içinde hiç sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. İlk kitaba kıyasla çok fazla erotik sahnelerin aşırı detaylı bir şekilde resmedilmesi biraz sıktı açıkçası, bu kadar detaya gerek yoktu. Sis ve Öfke Sarayı