Dalgalı denizdeki bir cevizin kabuğunun üstünde, denge sağlamaya çalışan acemi bir miçoydum.
Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir.
Yaşam, küfemde taşıyamayacağım kadar ağır bir yük oldu..
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
Okurken en zorlandığım kitap sorununa şüphesiz cevabım 'Otomatik Portakal'
Peki, neden?
Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümü mideme kramplar girerek okudum desem sanıyorum kitabı okuyanlar abartmadığım konusunda bana hak vereceklerdir. Son derece rahatsız edici olaylar ve konuşmalar devam ederken kitabı elinizden bırakamama hali ile ters düşüyorsunuz.
İkinci bölümde ise '"Kardeşimiz Alex'e" uygulanan ve ne kadar insancıl olduğu konusu tartışmaya açık muamele karşısında, hak ettin ohh olsun sana derken buluyorsunuz kendinizi ki bu durum aslında Alex ile ortak bir noktamız olmasını acı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
Kitabın son bölümünde ise merak duygunuz artmış bir şekilde son sayfaları çevirirken başlarda duyduğunuz rahatsızlığa rağmen iyi bir kitap okumuş olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız.
Kitabın arka kapağında yazarın hayatına da yer verilmiş ve nasıl tanınan bir yazar olduğunun hikayesi beni oldukça etkiledi.
Ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı konulup 1 yıl ömür biçilen bir dönemde yazar, karısının geçimini sağlamak adına 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğunu öğreniyor.
Ne var ki artık tanınan bir yazar olan Anthony Burgess, 50'den fazla roman ve kitap yazmış.
Stanley Kubrick tarafından 1971'de beyaz perdeye aktarılan kitap, kült film klasikleri arasında hak ettiği yeri almış.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,1bin okunma