Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı. Her yıl bahar olup çiçekler açtıkça, Açığma-Kün'ü görüp sevdiği çam ağacının yanında ruhu dolaşıyor, "Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?" diye inliyor.
O günden bugüne kadar bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor. Yanında duran Açığma-Kün "Sus, sus, ben de ızdırap çekiyorum." diye yanıp yakılıyor. Fakat "Ben de seni seviyorum." demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor...
- Niçin seversin Güntülü?
- Sevginin nedeni olmaz ki efendim... Düşünsem belki makul bir sebep gösterebilirim. Ama bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sevdikten sonra güzel taraflarını ararız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.