"Ben her zaman bir hayal kırıklığı olacağım, geçmişte şimdi ve sonsuza kadar" diyor Aaliya. Bir bireyin yetmiş yaşına gelmiş olmasına rağmen bilinçaltında ki sesin sürekli bunu söylemesi ne kadar acı... Bu sesle yoğurulmuş bir hayat nasıl olur birlikte görelim;
Beyrut topraklarındayız. Ve büyük bir kaosun içinde iç savaşın olduğu bombaların patladığı, insanların öldüğü böyle bir ortamda gereksiz gibi görünen fakat çok da lüzumlu bir kadını tanıyacağız...
Edebiyata sığınmasının suçu o değildi. Saçlarını mavi boyatması ve o mavi saçlarıyla ömrünü geçirmesi, hayattan vazgeçtiğinde saçlarından da vazgeçmesinin suçu o değildi...
Çünkü ona dünyaya geldiği günden itibaren öğretilen ve öğrendiği tek şey işe yaramaz bir birey olduğuydu. Onların kültürlerinde erkek evlat bireydi kız evladın hiç önemi yoktu eşya gibiydi. 16 yaşında okuldan alınıp kendisinden yaşça bir adama satıldı o adam da Aaliya' yı gereksiz, işe yaramaz gördü. Ve kadın ömrü boyunca kendini değersiz hissetti.
Halbuki o bir bireydi, bir kadındı o üreten, araştıran,okuyan, muazzam çeviriler yapan bir üretkendi.
Kendine olan güvensizliği ve değersizliği o kadar büyüktü ki elli sene yaptığı arapça çeviriler kapalı kutularda kaldı hep... Çok acı değil mi?
Yalnızlığını giderdiği canım yazarlar ve kitap kahramanları yoldaşı oldu, Pessoa, Hamsun, Cortazar, Hedayet, Karasu, Sebald, Kartesz hepsine selam vermeden geçmezdi çünkü hepsi en sadık dostlarıydı. Onun hayatının bir parçasıydı.
Sürükleyici bir hikaye olması ile edebiyat ile iç içe geçmiş bir eserdi okuduğum. Aaliya ile birlikte ortak okuduğumuz eserler ve yazarlar da beni bir o kadar mutlu etti.
Kitaba, edebiyata gönül verenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Çokça kitap tavsiyesi alacağınızı belirtmek isterim.
Edebiyatla kalın
Sevgiler.