Bahar Esen

TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİ;
10/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 21:47
Seneca demiş ki:" Hayat bir hikaye gibidir . Ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar güzel olduğu önemlidir sözüyle başlamam gerekirse sözlerime, bu sözler beraberinde cümleleri, beraberinde de paragrafı getirir. Çünkü onların hayatları, mükemmel giderken ve kendi yağlarında kavrulurken bir gecede tepetaklak olmuş bir hayat... 1950'li Türkiye Cumhuriyeti dönemine şahit, o yıllarda yaşamış şanslı bir birey Suzan. Neden şanslı bütün herşeyin ilkini yaşamış Çünkü. Mesela,5 eylül 1950 yılında ilk üniversite okuyan öğrenciler arasında, Aliye Berger ülkemizin ilk ressamını annesi vasıtasıyla tanımış, Fareler ve İnsanlar tiyatrosunu ilk kez Türkiye'de o görmüş, Madam Bovary filmini ilk Türkiye'de o izlemiş, o dönemin Türkiyesinde din,dil,ırk ayrımı yapılmaksızın kardeş gibi büyüdüğü Rum arkadaşları olmuş ve onların ibadetlerini kendi ibadetleri olarak benimsemiş. Onlar da Suzan ve ailesinin ibadetlerine, dini bayramlarını dibine kadar yaşamış... " Sanatsız bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün sözüne istinaden; resim, sinema,edebiyat ve müziğin ağırlıklı olduğu ve sosyalliğin yaşam biçimi haline geldiği bir hayat Suzan'ın hayatı... Biraz da Suzan'dan dinleyelim yaşadığı hayatı... İkinci Dünya Savaşı'nın izlerini ülke olarak yaşadık biz. 1954 yılı kıtlık ayıydı. Yoksulların daha da yoksullaştığı, zenginlerin paralarına para kattığı bu yıl ailem dediğim insanlar bile eczanelerini çok zor ayakta tutmaya çalıştı. Ama öncelik çocukların yani bizlerin okumasını kendi ayaklarımız üzerinde durmamızı sağlamalarıydı. Bir de illet gibi 11 Kasım 1942 yılında çıkarttıkları varlık vergisi kanunu çoğu esnafın iliğini kemiğini kuruttu. Tamamlanmamış hep yarımda kalmış üst üste eklenmiş ülke meseleleriyle biz gençlerin hayatlarını yaşayamayıp
1000Kitap
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,721 okunma
Reklam
Yaralı atları vuran bir soyun devamısın. Ve kapitalizme verdiğin ehliyetle, yaralı insanı da vuran bir ahlakı bizzat kendin yaratmaktasın.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Alıntı
Güçlü kadın, toplumun ona dayattığı rollere direnen, üzerindeki baskıların savaşarak üstesinden gelen değil, o rollere ve baskılara gülüp geçebilendir.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Edebiyat
Kadınını altına alıp ezen erkek, halkını altına alıp ezen devletin yapıtaşıdır.
Sayfa 69·Kitabı okudu
1000Kitap
VE İÇİNDE Kİ GÜCÜ BİLMEYEN MİLYARLARCA KADIN;
Toplumun, kadınları annelik hapishanesine tıkmaktaki ısrarı boşuna değildir. Arzu ve eğilimlerinin peşinden gidip bir anda dünyayı tersine döndürecek potansiyelini kullanmaktansa, sadece annelik görevine değer görülmek, kadına en büyük TUZAKTIR...
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam