Başkalarına kılavuzluk etmeye soyunan biri, iktidardan, zenginlikten vazgeçmek zorundadır. Bir hırkadan gayri hiçbir şeyi olmamalı, hatta yarın ne yiyeceğini bile bilmemelidir. Bilgelelerle inanç satan sahte sofuların arasındaki fark budur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
17 yaşındaydım ve savaşı hiç yaşamamış olmama rağmen savaşın etkilerini hala iliklerimde hissediyordum.Doktor olma isteğim sırf bu yüzdendi insanlara yardım etmek en büyük vazifemmiş gibi kodlanmıştım tıpkı dedem gibi diyor romanımızın kahramanı ve hikayeyi anlatıcımız...
Dedem,ananem,annem ve ben topu topu bu kadarcık bir aileydik. Dedeme düşkün onu örnek alan ve onun izinden giden bir karaktere sahiptim ben. Rol model olarak onu aldım. Babam yoktu, babam yerine onu koydum.
Dedem Balkan Savaşını yaşamış görmüş biriydi ve peşine gelen kaç kuşak bu savaşı geçmişte hiçbir zaman bırakamadılar öyle ki bizim topraklarımızda yaşayan hayvanlar bile bunu fazlasıyla yaşadı. Dedemin anlattığı hikayelerle büyüdüm ve anlattığı hikayelerin gerçek olması sebebiyle hikayelerin peşine sürüklendim.
Bu hikayelerin hepsine ortak olacak, satırlarda benimle yaşayacaksınız fakat okurken biraz sabırlı olmanız gerekiyor çünkü beni ve ailemi sizinle tanıştıran yazarın ilk kitabı. Anlatımda çok fazla zaman arasında yaptığı hızlı geçişler kafanızı karıştırabilir. Örneğin; dedemin ağzından anlattıklarıyla benim ağzımdan anlattıklarım arasında geçmiş ve şimdiki zaman arası karışıyor, ne ara buraya geldi dedirtebilir okura. Fakat doğa ve hayvan metaforları onların üzerinden hayatı ve savaştaki sorunları anlatmamı sağlanmasında ki bu başarı diğer eksikliği kapatıyor.
Bunun yanı sıra kullandığı "büyülü gerçekçilik" akımı çok etkileyiciydi. Ölümsüz insanların dedemle karşılaşması gibi.
Okuyun diyebilir miyim bilmiyorum bir deneyin istersiniz.Ne kaybedersiniz ki.
Kalın sağlıcakla.