Bu sefer de Fransa'nın bir köyüne gidiyoruz iki kız arkadaşın serüvenine ortak olmaya var mısınız?
Ben Agnes belki de Fabienne. Her ikisi de olabilirim. Cevabı satırlarda saklı.
Agnes diyor ki; onun iradesi vardı ben de onun iradesiyle yönlendirilmeye gönüllüydüm. Ben ona bağımlıydım bir bakıma. Çocukluğumda ve gençliğimde tek dostum sırdaşım oydu. İtiraf ediyorum, benim tam zıttım bir karaktere sahipti. Öfkeliydi, vahşiydi, cesurdu, korkusuzdu ve en önemlisi özgürdü. Benden çok daha fazla bir özgürlüğe sahipti. Bu özgürlüğü ve bende olmayan özellikleri benim ona bağımlı olmamı zorunlu kıldı belki de...
Ben sadece onun piyonuydum. Kendime ait düşüncelerim vardı ama dile getiremiyordum. Çünkü o daha güçlüydü. Bahsettiğim bedensel güçlülük değil, kız olmasına rağmen gözü karaydı vicdan ve merhameti yoktu. Ölmek ve öldürmek onun için çocuk oyuncağıydı. Evet bahsettiğim arkadaşım olmak istediğim kişilik miydi acaba... kimbilir.
Belki de bilerek yapıyordu. Benim kendisine bağımlı olmam onun her dediğine eksiksiz itiaat etmem egosunu besliyordu. Beni sürekli küçük görmesi ve beni aşağılaması zayıf bir karakter olmamı sürekli hatırlatması bundandı eminim.
Ben Agnes olarak başımdan geçenlerin bir kısmını sizinle paylaşmaya çalıştım. He bir de şu var en önemli nokta bana göre; çocukluğumda, ergenliğimde ve yetişkinliğimde o yusufçuk tokasını daima taşıdım. Yeniden doğuşu simgelediği için bende yeniden doğmak istedim. Kendim gibi olamamanın hep başkasının fikirleriyle hareket etmenin beni belli zaman sonra dengesizleştirmesi ve başarısız yapması, sağlıklı kararlar verememe sonucuydu aslında.
Bizi vücut haline getiren sizinle tanışmamıza vesile olan canım yazar demiş ki: " Karakterlerim düşüncelerimi işlememe yardımcı oluyor. " Bundan yola çıkarak yazarın kendinden
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir eğitimci bir heykeltraş gibi çalışır. Elime nasıl bir malzeme gelirse gelsin, ondan bir şey yapılmasını garanti ederim. Üstelik bu güzel ve mükemmel bir şey olmalıdır. Benim ölçüm bu. Sadece kullanışlı yahut süslü değil, aynı zamanda kalıcı nitelikte bir şey.
Çoğu zaman yaşamanın bir taş- kağıt- makas oyununa benzediğini düşünürüm: Kader umudu alt eder, umut cehaleti ve cehalet de kaderi. Ya da zihnimi meşgul eden haliyle: Kaderciler umutluları, umutlular cahilleri ve cahiller de kadercileri cezbeder.