"Savaşları güçlü olan kazandığında kaçınılmaz olarak barış gelecek. Aşırı sağcının barıştan anladığı şey bu. Düşmanlar bozguna uğratılıp hâkimiyetiniz tesis edildikten sonraki zoraki barış."
(Hayvanlığın Yükselişi/Afşin Kum)
"Aristoteles kalıtımı bilginin akışı olarak düşünmüştü- yumurtadan embriyoya akan bir kod nehri. Asırlar sonra, Mendel bu bilginin alfabesini keşfetmişti. Aristoteles kuşaktan kuşağa akan bilgi ırmağını tasvir ettiyse, Mendel de o akışın kurallarını belirlemişti."
" İnsan bir gücü keşfetmişse ona mutlaka başvurur," diye yazdı Bateson endişeli bir dille.
" Kalıtım bilimi yakında muazzam bir güç sunacak. Ve ülkenin birinde, belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, o güç bir ulusun bileşimini kontrol etmek için kullanılacak. Bunun o ulus için ve genel olarak insanlık için iyi mi yoksa kötü mü sonuçlanacağı ayrı bir soru." Bateson genin asrını herkesten önce görmüştü.
"Darwin evrimle tutarlı olacak bir kalıtım teorisi tasavvur etmeye çalıştı. Fakat bu noktada önemli bir eksikliği su yüzüne çıktı: İyi bir deneyci değildi. Birazdan göreceğimiz üzere, Mendel doğuştan bahçıvandı; bitkileri ekip biçer, tohumları sayar, özellikleri izole ederdi. Darwin ise bahçeyi kazmasını bilirdi; bitkileri sınıflandırır, türleri kendi aralarında organize eder, taksonomisini çıkarırdı. Mendel deneye yatkındı; canlıları manipüle etmek, alt-türleri çapraz dölleme yapmak, hipotezleri test etmekte ustaydı. Darwin ise doğa tarihine yatkındı; doğayı gözlemleyerek geçmişte neler olup bittiğini anlamakta ustaydı. Rahip olan Mendel, izole edici, soyutlayıcıydı; bir zamanlar rahip olma hayali kuran Darwin ise sentezci, birleştiriciydi."